Denilebilir ki "Kuran'da çok eşliliğe sıcak bakılmıyor, o halde neden çok eşlilikle ilgili konulardan söz edilmektedir?" Bunun cevabı açıktır ve çok basittir. Şöyle ki : Kur'an'ın indirildiği dönemde çok eşlilik bir hayat gerçeği ve geniş çaplı bir uygulamaydı. İnsanlar çok eşli oldukları için onların hayatına dair bir düzenleme getirilmeliydi. Yorumunu yapmış olduğumuz ayetin devamında bundan söz edilmektedir. Çok eşliliğin hakim olduğu o toplumda çok sayıda kadın yaşıyordu; çok eşliliğin yasaklanması durumunda bu kadınların nasıl bir çaresizliğe itilecekleri tahmin edilebilir. Bu yüzden, mevcutların daha iyi bir düzende hayatlarını sürdürmeleri için belli düzenlemeler gerekmekteydi ve bu nedenle Yüce Allah erkekleri bu konuda uyarmaktadır. Çok eşlilik" vahyin indirildiği"dönemde bir hayat gerçeği olduğu ve yasaklanması durumunda pek çok kadın mağdur olacağı için, nihayetinde yasaklanmamış, ancak konuya dışardan bakanların rahatça anlayabileceği gibi Yüce Allah çok eşliliği imkansız olacak bir şarta bağlamıştır. "Kadınlar arası adalet" çok eşliliğin olmazsa olmaz şartıdır ve Yüce Allah da hiçbir erkeğin bunu başaramayacağını kesin bir ifadeyle muhataplarına iletmiş olmaktadır. Ayet tek eşliliğin esas olduğunu belli etmektedir. Hz. Adem'in de "eşlerinden" değil "eşinden" söz edilmesi fıtratın bu olduğunun apaçık göstergesidir.
Kırkıma gelmemle, artık her şeyi yapabilmenin mümkün olduğuna dair hayallerim yıkıldı. Birden hayat hakkında çok açık bir gerçeği anladım : Zaman geri dönmüyor, hayatım tükenip gidiyor. Tabii bunu daha öncede biliyordum, ama kırk yaşındayken insan bunu daha farklı bir biçimde biliyor. Artık o ' umutlar vaat eden delikanlının ' yalnızca bir bando flaması olduğunu o ' umutların ' bir yanılsama olduğunu, ' büyük ' sözcüğünün anlamsız olduğunu ve tüm diğer insanlar gibi adım adım ölüme gitmek üzere kurulan bir oyuncaktan farksız olduğunu biliyorum.