“Hepimiz birer timsahız aslında!” dedim.
Hayretle yüzüme baktılar. “Carl Sagan,” diye söze girdim, “R faktörü diye bir şeye inanıyordu. R harfi ‘reptile’dan, ”
“dum ama işin boyutu ya da nedenleri hakkında bir fikrim yoktu. Radyolardan, televizyonlardan okunan resmi bildiriler hepimizi korkutmuş, büyük tehlikelerle karşı karşıya olduğumuza inandırmıştı. Şimdi söylemeye utanıyorum ama tutuklamalar, işkence ve ölüm iddiaları, bize bir parça, “Belki de hak edenlere yapılıyor!” duygusu veriyordu.
Yazar’a çoktan beri merak ettiğim soruyu sordum: “Bu adamın döneminde sen de tutuklandın mı?”
Yüzü gölgelendi, sesi boğuklaştı, ağzının içinden, “O başka mesele!” diye bir şeyler geveledi.
Lara bana susmam için kaş göz işareti yaptı, sustum. Yazar’ı bir türlü geçmişi hakkında konuşturmayı başaramıyorduk. Kişiliğinin bir noktasına, kimsenin aşamadığı bir set çekmişti. Oraya kadar gelip duvara dayanıyordunuz.
Konuşma sürüp giderken, benim kafamın Yazar ya da Lara tarzında çalışmadığını daha çok fark ediyordum. Daha çok insanın iyiliği ve kötülüğü üzerinde duruyor, tartışmayı buraya çekmeye çalışıyordum. Yıllar önce okuduğum bir kitap geliyordu sürekli aklıma.
“Hepimiz birer timsahız aslında!” dedim.
Hayretle yüzüme baktılar. “Carl Sagan,” diye söze girdim, “R faktörü diye bir şeye inanıyordu. R harfi ‘reptile’dan, yani sürüngen kelimesinden geliyor. İnsanoğlu sudan karaya çıktığı için, beyin kökümüzde hâlâ sürüngen şiddetinin izleri bulunduğunu, bölgemizi korumak için şiddet kullanmaya eğilimli olduğumuzu söylüyor. Yani hepimiz birer timsahız.”