Özet:
Cengiz Aytmatov’un "Selvi Boylum Al Yazmalım" adlı eseri, aşkı romantik bir ideal olarak değil, gerçek yaşamın sorumluluklarıyla iç içe geçmiş bir değer olarak ele alır. Asel ile İlyas’ın coşkulu aşkı, zamanla hayatın zorluklarına yenik düşer. İlyas’ın terk edişinden sonra Asel, oğlu ile birlikte Baytemir’in koruyucu sevgisi altında yeni bir hayat kurar. Yıllar sonra İlyas geri döndüğünde Asel’in iç dünyasında bir çatışma başlar: Aşk mı, güven mi? Esas mesele, aşkın yeterli olup olmadığını ve sevginin hangi temeller üzerinde yükseleceğini sorgulamaktır.
Kişisel & Düşünsel Not:
Kitap boyunca beni en çok etkileyen cümlelerden biri şuydu:
“Size şerefim üzerine yemin ederim, kaza geçiren adamın Asel'in bıraktığı adam olduğunu bilmiyordum. Hoş, bilsem bile aynı yardımı yapardım ya.”
Bu söz, Baytemir’in insanî büyüklüğünün aynasıydı. O, sadece Asel’i değil, onun geçmişini de yargılamadan kabul eden bir adam. Yardımı gurura değil, vicdana dayalı.
Aytmatov burada sevginin sessiz bir emek, görünmeyen bir onur, sahip olmaya değil anlamaya dayandığını anlatıyor. Baytemir, sevginin neye benzediğini göstermiyor; sevginin ne olması gerektiğini yaşatıyor.
Felsefi Kapanış:
"Gerçek sevgi, geçmişi yargılamadan bugünü sahiplenmektir."
"Sevgi, sadece kalpte doğmaz; bazen vicdanda büyür ve hayatta kalır."