“İstanbul’a bakıyorduk denizden. Bizim İstanbul’umuza, çalınmış hayallerin şehrine… Talan edilen anıların başkentine… Yağmalanmış mutlulukların payitahtına… Kırılmış insanların kalesine… Kaderlerin kraliçesine… Zorbalığın ele geçirdiği güzelliğe… Sinsiliğin bayrak diktiği zafere… Açgözlülüğün işgal ettiği berekete… Kendi kanımızı sunmaktan başka çaremiz kalmayan şehrimize; sokağımıza, bahçemize, evimize, mezarımıza…
İstanbul’a bakıyorduk denizden: Nevzat, Demir bir de ben.
Sisler içindeydi İstanbul…”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tapınaklar insanlar için yapılmışlardır..
İnsanlar huzur bulsunlar,iyi olsunlar, tanrıya yakın olsunlar diye vardır ibadethaneler. Otuz bin insanın elinize bulaşan kanını yaptığınız bir tapınakla silemezsiniz. İsterse yer yüzünün en muhteşem yapısı olsun , isterse en kutsal binası olsun. Mermer, taş, ahşap, bakır, demir hatta altın, insan kanından daha değerli değildir.