"On beş yaşındayken iradem öğrenmeye yönelikti. Otuzuma geldiğimde, yolumu saptamıştım. kırkımda artık kuşku diye birşey kalmamıştı içimde kulaklarım ise ancak altmişımda açıldı"
Berlinde yalnızsınız değil mi? Dedi
Ne gibi?
"Yani yalniz işte.. kimsesiz..ruhen yalnız...
Nasıl söyleyeyim... öyle bir hsliniz varki..."
"Anlıyorum,anlıyorum...tamamen yalnızım...
Ama berlinde değil...
Bütün dünyada yalnızım... Küçükten beri..."
"Bende yalnızım..."dedi.
Bu sefer bütün ellerimi avuçlarının içine alarak:
"Boğulacak kadar yalnızım..."diye devam etti,
"Hasta bir köpek kadar yalnız..."
Gidiyoruz. Yaralarımızı sarmaya ve yeni ufuklar açmaya ...
Gidiyoruz...
Uzaklarda top sesleri işitiyoruz.
Kulaklarımızda hiç susmayan bir uğultu...
Her yer sis ve duman.
Ve dağlar hala yanıyor.
Kurşun, işte şuramda. Yaram durmadan kanıyor ...
Bu sensin, tanıyorum seni. Sen ütopyamın gerçekleşmiş hali. Yürüyoruz hâlâ . Sen,yıkık köyün tek sakini.Geride yalnızlığınla bırakıyoruz seni. Dönüşte baharı getirmek üzere ayrılıyoruz.