İlk olarak 1913'te yayımlanan Gulyabani, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın harika bir eseri. Kimi kimsesi olmayan Muhsine, rahmetli annesinin arkadaşı tarafından önerilip bir evde hizmetçi olarak işe başlar. Daha yolda giderken ev hakkında söylenenler onu korkutmaya yetmiştir. Ev cinlidir, perilidir. O eve girenler akıl sağlığını kaybederler. Evin hanımı iyi saatte olsunlara karışmıştır. Muhsine'nin sahip çıkanı yoktur ama bu kadar da gözden çıkarılıp bile bile ateşe atılmaz ki... Bu durumda annesinin arkadaşına çok kızar. Eve geldiğinde evin işlerini gören iki kadın çalışanla tanışır. Erkeklerle tanıştırılmaz. Çok soru sormaması istenir. Duyduklarına sağır, gördüklerine kör olması istenir. Geceleri dışarı bahçeye bakmak yasaktır. Saçlarının örgüsü çözülmelidir. Mavi renk giymemelidir. Çünkü Onlar(!) maviyi sevmezler. Duvarda yazısı, boynunda muskası olduğu vakit Muhsine'ye kimse dokunamaz, denilir. Akıllı insanın aklını kaybedeceği bir konakta Zam Zam, Tam Tam ve Ahu Baba Gulyabani... Her akşam bunlara yemekler, şerbetler yapılıp bahçeye bırakılır. Yoksa bunlar geceleri rahat vermezler. Evin hanımı tekerlemeler söyler durur. Süt Kardeşler filminde de işlenen bir konudur. İnsanların saflıkları, iyi niyetleri kullanılır. Sonunda işin iç yüzü ortaya çıkar. Çok keyifli bir kitaptı. Storytel' den dinleyerek bitirdim. Okusam bu kadar keyif almazdım yalnız. Levent Can seslendirmiş. Karakterlere can vermiş adeta. Tavsiye ederim.