Tek istediğim uyumaktı. Çünkü eğer rüyaları saymazsak, uyku tıpkı ölüm gibiydi; her şeyi silen, yaşadıklarımızı bir süreliğine de olsa sindirmemize yarayan bir unutma hali. Bazı uykular unutmanın diğer adıydı.
Işıkları kapatıp annemin yanındaki yer yatağıma uzandım. Ay ışığı odanın içini aydınlatıyordu. Mahallede çıt çıkmıyordu ama bütün evlerin ışıkları yanıyordu. Mutluluğun hep başka evlerde yaşandığını sanıyordum o vakitler. Başka evlerden çay kaşığı sesleri, türküler, şarkılar, kahkahalar yükseliyordu. Bizim ev sessizdi hep. Mahallede en erken uyuyan aileydik; herkesin pencereleri aydınlıkken biz çoktan uykuya teslim olurduk.