Gerçek hayattansa kitaplardaki dünyada yaşamak bana daha güzel geliyordu. Kitaplar yalnızlar içindi çünkü. Dışarıdaki gerçek hayat onları avutamadığı için okuyordu insanlar.
Dünya hafta sonunu nasıl geçireceğini bilmeyen milyonlarca yalnızdan oluşuyordu ama bu yalnızlar ordusu bir türlü bir araya gelemiyordu. Oysa bizim sayımız yalnız olmayanlardan fazlaydı. Eğlenmeyi, güzel bir hafta sonu geçirmeyi herkesten çok biz hak ediyorduk. Ama ne yaparsak yapalım, onlar gibi olamıyorduk.
Geçmişime, geleceğime, hayatımın bütün zamanlarına bakıyorum ve zamanın bir erozyon olduğunu düşünüyorum. Zaman üstümüzden geçiyor, bizi ve her şeyi incecik rendeliyor, her şeyi toza dönüştürüyor.