(Ey müslümanlar!) Sabır ve namazla (Allah'tan) yardım isteyin. Şüphesiz bu (şekilde yardım istemek Allah'a) gönülden saygı duyanlardan başkasına zor ve ağır gelir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize (ibadet ve itaatle) kulluk ediniz ki takvâya erenlerden (emirlerine uygun yaşayıp yasaklarından kaçınarak korunanlardan) olasınız.
Hayatla verilen öğütten daha etkili bir yöntem de bilmiyoruz şimdilik. Çünkü ancak bu takdirde verilen öğüdün güzel sözlerle meydana getirilmiş bir görüntü değil, yaşanabilir bir hadise olduğu anlaşılabilir. Aslında Allah'ın(c.c) Resulü'nün(s.a.v) yaptığı da bu değil miydi? Onun(s.a.v) her sözü, uygulanabilir bir ilke olarak görünmüşse, onların söz olmaktan önce, yaşanan birer gerçeklik olarak mevcut bulunmuş olmasından ileri gelmektedir. Söz, bu gerçekliği nihayet başkası için de anlaşılabilir kılan bir araç işlevini üstlenmektedir.
Oluş harikasını görmeye, yeryüzüne dikilecek hiçbir Babil Kulesi kâfi gelmeyecektir, kuleyi kendi yüreğinde yükselteceksin. O zaman, o kulenin her cihetinden yeni bir harika göreceksin.
Müslümanlar, kendilerine mahsus avantajlarının bilincinde olabilseydi, şimdiki yerlerinden daha farklı bir yerde olabilirlerdi. Ama bu avantajlar, işler hâle getirilmedikçe işe yaramaz. Bu avantaj, yükte hafif pahada ağır bir şeydir: Müslümanca yaşamak.