Şirketlerde, kafelerde, yemek masalarında yaptığımız sohbetlerde şikayetlerimiz bir türlü bitmek bilmez: Mutsuzluğu vergilerin yükselmesine, fiyatların artmasına, gürültüye ve çevre kirliliğine bağlarız. Bu sorunlarımıza çözüm bulmak için hiçbir şey yapmıyoruzdur muhtemelen ancak şikayet etmek hoşumuza gider. Bu da gerginlik ve stresi beraberinde getirir.
Ufacık bir toprak davası için halkın içinden on beş kişiyi seçmeyi akıl ediyoruz, sonra en önemli davamızı tutup bilgisizliğin, adaletsizliğin ve kararsızlığın anası olan halkın oyuna bırakıyoruz. Akıllı bir insanın, hayatını düşüncesiz bir sürünün oyuna bırakması akıl kârı mıdır ?