Furkan Yusuf Salman

Dalgaların dövdüğü dillere destan Salamis, adını her zaman herkese duyurarak mutlu ve meskûn dinlenirsin derya içinde. Oysa ben biçare, yıllar yılı kaldığım İda'nın çayırlarında, sayısını şaşırdım geçen ayların. Aklımda yitip giden zamanın bıkkınlığı ve bir gün dehşet verici, karanlık Hades'e gidecek olmanın korkusuyla uzanmış yatarım.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ruhları boş umutlarla ısıtanlara saygım yoktur benim.
Herkes tabutun aşağı indirilmesine yardım etti. Lacour Baba bu çukurda kendini iyi hissedecekti. O toprağı tanıyor, toprak da onu tanıyordu. Birlikte iyi anlaşacaklardı. Toprak yaklaşık altmış yıl önce kendisine ilk kazma darbesini indirdiğinde ona bu randevuyu vermişti. Şefkat artık sona ermeli, toprak onu alıp bağrına basmalıydı. Ne güzel bir dinlenme olacaktı! Sadece otları eğen kuş ayaklarının hafif seslerini duyacaktı. Kimse başının üstünde yürümeyecek, sonsuza dek rahatsız edilmeden yuvasında yatacaktı. Bu, üzerinde güneşin parladığı bir ölüm, kırların dinginliğinde sonsuz bir uyku olacaktı.
Hükümdar asasının ne kadar ağır olduğunu bilen, onu yolda bulsa elini sürmez, geçer.
Mahalle papazının sana emrettiği gündelik işlere sıkı sıkıya bağlanırsın; Tanrı'nın tabiatın emirleri umrunda değildir. Bak, bir düşün bunlar üzerinde: Bütün hayatın böyle geçiyor.
Sayfa 25·Kitabı okuyor