Suların üstünden sabahın bütün sisleri sıyrıldı. Karşı sahilin, siyah tahta üstüne tebeşirle çizilmiş resimler gibi keskin ve bembeyaz, denize doğru çıktılar. Tepeler, birer buhurdan gibi tüterek, eteklerine yapışan bulut parçalarını boşluğa salıveriyorlar. Sabah, ne güzel; ne güzel, sabah.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir insan ölümünün bence bir lâmba sönmesinden fazla kıymeti yoktur. Akıl için hiçbir hadise, ne korkunç ne de gülünçtür; çünkü bu, muayyen sebeplerin tabiî neticesidir.
... zira büyük hırslı ruhlar, yevmî hayatın yeksenaklıklarından kurtulmak için büyük oyunlara meclûbdurlar ve ölüm göze aldırırlar. Hem ölümlerin de “fevkalâde” sini.
Lâmi, biraz evvel biten bir güzelliğin şimdi, azar azar dirilmesini bir harikaya bakar gibi seyrediyor. Ne gözler! Hâlâ müstehzî, hâlâ, bebeklerin ortasında, iğne ucundan daha küçük bir ince nokta var ki, tahakküm ve istihza ile sivriliyor. Ölüm bile mi onları korkutamıyor? Hani can çekişen insanların gözlerindeki o pas? Tersine, bu kadının gözlerine cilâ gelmişti.