Kitap özetle; dağ dağa küsmüş, dağın haberi yok gibi bir durum var. R. hiçbir şeyden habersiz hayatına güle oynaya devam ederken birden aldığı mektupla arkasında yitirilen iki can olduğunu öğreniyor. Kadın karakterimize biraz olsun cesur olmadığı, her şeyi bu hale getirdiği için kızmak niyetindeydim ama R. gibi bir adama bunları anlattıktan sonra bir şeyler değişir miydi çok emin olamıyorum. Bu yine de denememesi için bir sebep değil elbette. Denememesinin sebebi belki de korkaklık değil halinden memnun olmaktır diye de düşünmüyor değilim. Gözler önünde olmamaktan, gizlice aşk acısı çekmekten memnun. “Sana, beni hiç tanımamış olan sana…” diye başlayıp kendisini hiç tanıtma zahmetine girmemesi, yıllarca kapısına gelip gizlice izleyip izleyip gitmesi belki de bundandır. Uzun lafın kısası okurken kendimi daima rahatsız hissettiğim “Vay be ne aşklar var!”’dan çok “Bir kadın daha ne kadar gurursuz olabilir.” diye düşündüğüm bir kitaptı. Belkide birilerine kitaptaki bu satırlar çok geçmiştir, olabilir. Fakat benim için kesinlikle bundan fazlası gerek.