Yanılsamalar kitabı
Bir şeyin varlığı onu düşününen/gören/temas eden/algılayan bir zihnin varlığı ile bağlı mıdır? Bu beni Tanrı’nın varlığını delillendirmede kullanılan ontolojik delili düşünmeye itti. Onu tasavvur edebilecek bir zihin gereklidir. Tanrı bu yüzden mi insanları yarattı? “Tanrı bilinmek istedi”. Yani biz zihnimizde onu yaşattıkça mı var oluyor? Ya da varlığı anlam kazanıyor. Disney’in ünlü filmlerinden ‘Coco’da, ölen bir kişiyi en son hatırlayan kişi de öldüğünde o ruh tamamen kayboluyordu. Yani biz ‘şeyleri’ zihnimizde yaşattıkça onlar var olmaya, anlam kazanmaya devam ediyor. En başa dönersek belki de bir şeyler onu gören gözler, algılayan zihinler olduğu sürece mi var olur? Diğer türlü var olmasının hiçbir önemi yok mudur? Bizlerin somut ya da soyut olarak hem varlığımızla hem de var olma fikrimizle gerçek/teknolojik tüm dünyalarda görülmek isteme arzumuz bununla ne denli ilişkili? Meziyetlerimizi ya da tüm varlığımızı medyada insanlara sunarken ne düşünüyoruz? Birleri tarafından fark edilmedikçe, görülmedikçe var olmaklığımız tehlikeye mi giriyor? Neden birlerinin bizi görmesi için çabalıyoruz? Görülmediğimizde ya da duyulmadığımızda varlığımız için bir tür tehlike mi hissediyoruz? Kimsenin izlememesi için çekilmiş filmlerin varlığı ne derece gerçektir? Kimse okumasın diye yazılmış kitaplar gerçekten var mıdır?