Kasabada ölen bir genç kızın ardında bıraktığı sır…
Ve bu sırrı paylaşmak zorunda kalıp beklenmedik bir dostluk kuran iki çocuk: Charlie ve Jasper.
“…İnan bana, kaç yaşında olduğun fark etmez. Herkes yaşlanır. Herkes bir meslek öğrenebilir, vergilerini ödeyebilir ve bir aile kurabilir. Ama bu büyümek değildir. Asıl önemlisi, dünyan sarsıldığında nasıl davrandığın ve etrafında neleri ne kadar görebildiğindir…”
Konusu ve kurgusu gerçekten çok etkileyici. Kitap tempolu bir başlangıç yapıp orta bölümlerde tempo biraz düşse de sonlara doğru yeniden özellikle final kısmı oldukça merak uyandırarak tempolu devam ediyor.
Okumadan önce “ikinci bir Uçurtma Avcısı mı?" yorumlarını okumuştum. Kitap güzel olsada Uçurtma Avcısındaki duygusal yıkıcılık ve karakter derinliği seviyesinde değil. Ama kesinlikle okunur. Puanım: 10/10.
"Başkalarının ruhunda olup bitenlerin ayrımına varamadığı için mutsuz olan bir insana rastlamak zordur; ama kendi ruhunun devinimlerinin ayrımına varmayan bir insanın mutsuz olması kaçınılmazdır."
Marcus AurelıusMarcus Aurelius
Puanından ötürü çok yüksek beklenti ile okudum. Akıcı dili ve sıcak atmosferiyle kolay okunan bir roman olsa da benim için tam anlamıyla tatmin edici bir kitap olmadı. Hikaye yer yer duygusal ve samimi bir hava yakalasa da karakterlerin iç dünyaları yeterince derin işlenmemiş geldi bana bu nedenle onlarla güçlü bir bağ kurmakta zorlandım. Özellikle final kısmı, kurulan duygusal beklentiyi karşılamak açısından daha etkileyici olabilirdi. Yazarın bilinçli olarak sade tuttuğu anlatım akıcılık sağlasa da, benim için yer yer fazla düz kaldı ve edebi yoğunluk açısından eksik hissettirdi. Nazan Bekiroğlu gibi çok şiirsel dil beklemiyordum ama bu kadar sade dil bana fazla düz geldi. Genel olarak sıcak bir hikaye ancak karakter derinliği ve güçlü bir final arayanlar için beklentinin altında kalabilir. Puanım 8/10.
Özür dilemek bağışlanma dileyen bir soruydu, çünkü iyi bir yüreğin metronomu, her şey yoluna girip olması gerektiği hale gelene kadar yatışmazdı. Özür dilemek olanı geri almak değil, olanları ilerletmekti. Boşluğu kapamaktı. Özür dilemek bir yemindi. Bir adak. Bir hediye.