4-Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkün ola yetürmek sabâ beni
Onun ayrıldığında tenimi öyle zayıflat, öyle zayıflat ki…
Bir gün saba yeli, beni alıp ta onun vuslatına ulaştırabilsin…
Fuzuli
Şeytan'ın yalnız üstün yetenekli insanları baştan çıkardığına inanmamalı. Budalaları kuşkusuz adam yerine koymaz ama yabana da atmaz. Tam tersine, onlara ilişkin ne umutlar besler, ne düşler kurar.
Demek istediğim
böyle günlerde bile, böyle bir adamı bile bu çeşit öldürüp ortalık durdukkta, yıllarca sonra mehtaba baktığın vakit üzüntü çekmemek için,
ya insanda yürek dediğin taştan olacak,
yahut da dehşetli namuslu olacak yüreğin,
Kazım’ın ki taştan değdi çok şükür,
fakat namuslu.
Kavgadan önce Kartal’da bahçıvandı,
kavgadan sonra Kartal’da bahçıvan.
Karım öleli yedi yıl olmuştu. Bir kadını hayal bile edemiyordum artık. Nasıl bir şeydi kadın sesi, teni, yumuşaklığı?
Öyle uzun zamandır yalnız yatıyordum ki, birine değecek olsam tuhaf bir yaratık dokunmuş gibi sıçrayabilirdim. Dokunulmamaktan derim de sertleşmiş gibi geliyordu bana.
Elbette, tarafsızlık, düşünmemek anlamına gelmez.
Yani adamlıktan çıkmak anlamına…
Tarafsızın tarafı ancak budur.
Tarafsızlar kıstırılmış insanlardan yana olursa, boğuşanların hakları da haksızları da insan oğlunu gaddarca kıstırmayı göze alamazlar sereserpe…
Belki o zaman boğuşma biraz insancıl olur, daha insancıl boğuşmalarda her zaman bir anlaşma, bir uzlaşma imkanı vardır.
Tarafsızın ödevi de bunu sağlamaktır.