Temaları birbirinden ayrı olan on öykü ağırlıklı olarak bilimkurgunun farklı dallarından ve fantastik türünden oluşuyor.Kitapla beraber Fantezi edebiyatına hayli güçlü öyküler girmiş oluyor.Öykü karakterlerinden Dehak (buraya sonra değineceğim)ve insanların zayıf anlarını kovalayan Pirebok edebiyatımızda özel yerlerini alıyorlar.
Bir öykünün içine hem 68 kuşağı hem Ahmed Arif, hem aşk hem facebook hem şiir hem de bir kitabın hayatlardaki yolculuğu nasıl sığar.Büyük bir ustalıkla yazılan Gird öyküsü yine aynı tanımı kullanacağım ,edebiyatımızın en nitelikli öyküleri arasına girmiş oluyor.
Kitabın fantastik öykülerinden olan Kendime Tatile Gidiyorum öyküsünde kahraman tatile gittiği Kuşadası’nda geçmişiyle karşılaşıyor.Geçmişi ona ne söylüyor ya şimdiki hali geçmişine neler söylüyor?Geçmişin mi şimdiki zamanın mı tavsiyeye ihtiyacı var?Merak içinde,iştahla okunuyor.
Kitabın ilk öyküsü olan Gerçek Aydınlanma bir adamın şakaklarının parlamasıyla başlıyor. Aslında her şey bu parlamayla başlıyor.Öykü yaşadığımız salgının ikinci senesinde başlıyor. Parlayan tek bir kişi değildir ve parlamanın salgın ile bir bağı bulunuyor.Fakat herkes eşit derecede parlamıyor.Entelektüel kişiler daha çok parlıyor. Öyküye hayran kaldım.Vardığı nokta etkileyiciydi.Özellikle cahilin zulmü olan bu dünyada,cehaletin itibar gördüğü ve cahilin pek bir kendine güvendiği son yıllarda böyle bir sinyal derecesinde ayırt ediciliğin olması ne güzel değil mi?Öykü aslında ütopya;Bir parlama ile hayatın her alanında liyakat problemi kalmıyor.Cinsiyetçi sistem bitiyor,yetersiz idarecilerin vs yerini “aydın” kişiler alıyor.Dünya belli bir ekolojik dengeye yaklaşıyor.
Rengarenk,bir kedinin doğumundan başlayıp onun gözünden hayatını, hayat döngüsünü aktarıyor.Konu açılmışken belirtiyorum;Yazar kitap gelirlerini