9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 222. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2025 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Ruhsan Çarpadan kaleminden Taşıyamadığım Yük kitabının yorumu ile geldim Aralık ayının sıradaki kitabı 2025 yılı basımlı 118 sayfalık bir kitap "Taşıyamadığın bir yükün olursa bana haber ver." Bazen taşıyamayacağımız tek yük, kendi ruhumuzdur. Geçmişin tortusu, anneden kalan sözler, bir şehrin ayazında unutulmaya yüz tutmuş bir amcanın gölgesi ve niceleri... Ruhsan Çarpadan, 2024 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması ödüllü bu ilk kitabında, sıradan hayatların en ağır gerçeklerini yüzümüze çarpıyor. •Kitap, 3 bölüm ve 13 öyküden oluşuyorken, bazen silik bir fotoğraftan, bazen bir mercimek tanesinden, bazen de yamalı bir yorgandan yola çıkarak, alınan ve hiç alınamayan yolları, kayıpları ve pişmanlıkları anlatıyor. Beğendiğim Öykülerden Kısa Kesitler ○Taşıyamadığım Yük Bu öykü, yoksulluk, yaşlılık ve gurur üçgeninde geçiyor. İstanbul'un ayazında, yük taşımak zorunda kalan yani hamallık yapan Elazığlı amcanın hikayesi kalbinizi burkacak. Amca, kasketiyle utangaçlığını gizlemesi, veda sırasında "Taşıyamadığın bir yükün olursa bana haber ver” deyişi, basit bir alışverişi manevi bir çağrıya dönüştürüyor. ○Derdi Annem Annesini kaybeden bir kadının, annesinden kalan eşyalar, öğütler ve pişmanlıklar üzerinden yüzleşmesini izliyoruz. Özellikle "Zamansız gelen kelebek habercidir, iyi dinle.." alıntısı, umudu ve değişimi çağrıştırıyor. ○Takdir Belgesi Televizyon stüdyosunun sahte ışıltısında geçen bu öykü, dışarıdan Yunan heykellerini andıran başarılı bir adamın, ailesi ve babasıyla ilgili sakladığı ağır ailevi yükleri ve acı gerçekleri anlatıyor. O ünlü imajın arkasında, "Yaşadığımız mutluluklar hatırlanmayacak kadar az, acılarımızsa unutulamayacak kadar çok," cümlesinin ağırlığı gizli. •Bu öyküleri okurken, kendi yüklerimi sorguladım. "Belki de bu yüzden, yüklerimizden
Taşıyamadığım YükRuhsan Çarpadan · Everest Yayınları · 202598 okunma
Ateşpare 1
5/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 19. kitabı
ATEŞPARE “Her başlangıç bir bitiş içindir, her bitiş yeniden başlamak içindir” Dünyaca ünlü kimliği belirsiz katil. Ünlülüğünün sebebi kadına şiddet,çocuk tacizleri ve katillerine hakettiğini vermek üzere. Biraz feminist ama sevilen.. olay yerine bıraktığı ‘V’ işareti ile adını kendi belirleyen bir katil.. Birgün gizli bir örgütün başkanı olan Ateş Alanguva’yı öldürmek üzerine görevlendirilir. Fakat Ateş hafife alınmayacak kadar zeki ve bilinmezdir. Üstelik bilinmeyenlerini öğrenirken aşk kapıyı çoktan çalmak üzeredir… Dayracası; Tabiki sarışın uzuuun saçlı dayatılan güzellik algılarımıza uyan , gündüzleri prenses taş geceleri ünlü bir katil olan kızımızın adı Aşkın. Katil kimliğine ‘V’ adını veren bu kızımız biraz fazla feminist. Zaafı Kadınlar hayvanlar ve çocuklara zarar veren herkesi cezalandırmak olan bu kızımıza Bir gün gizli bir örgütün liderini öldürme teklifi geliyor ve ablamız hemen kabul ediyor. Fakat oda ne aaaa aşk doğacak gibi öldüreceği adam hem akıllı hem zeki hem zengin aman aman. Tam diyor öldürmelik. Velhasıl ablamız aman yok ben katilim işime bakayım desede işler öyle olmuyor tahmin ettiğiniz gibi. Şimdiiiiii önce şunu bilin canlarım bu kitap +18 bir olay örgülü smut. Ben yinede okuyun okutun diye tavsiye edemem açık konuşayım. Kitap 6 seri ben ilk 2 sine şans verdim ama ölüm gibi bişey oldu ve kimse ölmedi. İnsan hiç televizyon dizisindeki saat doldurma taktiği gibi 2 insanı uzun uzun bakıştırıp burun buruna getirip tık bırakır mı anlamadım. Hadi bir yaptın neden devamıda böyle ? Kitap beni yordu biraz garip ilerliyor açıkçası. İlerlemedeki gariplik şu kızımız öyle güzel insan avlıyor ki tam bir GTA taktiği. Kimse ne görüyor ne duyuyor. Eleştirim kişiseldir sevene de saygı duyuyorum smutta okudum ve okurum ama bu game over. Yine de seven varsa
1000Kitap
Ateşpare 1Ceren Melek · Ephesus Yayınları · 20224,444 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
Savaşın iyi bir şey olduğunu düşünen ya da söyleyen kim varsa, ya insan değildir, ya da delidir. Leonid Nikolayeviç Andreyev’in Kızıl Kahkaha’sı savaşı 76 sayfada öyle bir anlatıyor ki, o kızıl kahkaha kalıyor yalnızca aklınızda: “Kocaman, kırmızı ve kanlı bir şey tepemde dikilmiş dişsiz ağzıyla gülüyordu. Kızıl kahkaha bu. Dünya çıldırdığında işte böyle gülmeye başlar.” Kitap, 1904 yılındaki Rus-Japon Savaşı’na katılan bir subayın bulunmuş elyazmasından parçalar şeklinde. O subaydan sonra savaşa katılmayan erkek kardeşi devam ettiriyor yazmayı. Savaşa gitmeden gördükleri ve duyduklarıyla ruhu parçalanan bir adamın yazdıkları oluyor bundan sonrası. Günümüzde savaşlar kilometrelerce öteden bir tuşa basmayla oluyor çoğu zaman. Bu kitapta anlatıldığı gibi cephede göğüs göğüse çarpışma yok gibi bir şey. O tuşa basanlar kurbanlarını görmeyince video oyunu oynuyor gibi hissediyor, belki sadece ‘game over’ diyerek kalkıyor yerlerinden. Ölenlerin gerçek insan olduğunu düşünmeden.
Kızıl KahkahaLeonid Andreyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20257,8bin okunma
Momo/In Time Çarpışması
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2018 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2018 00:00
Hafif Spoiler İçerebilir!!! Zaman paraya dönüşürse hayat ne hale gelir düşündüm? Momo ’yu okurken aklıma daha önce izlemiş olduğum bir film geldi. İsmini ilk başta hatırlayamadım ama sahneler gözümün önünde dönüp duruyordu. Kollarında dijital sayaçlar, markette alışveriş için dakika sayan insanlar, yolda yürürken zamanı tükenenler… Sonra hatırladım: In Time. Zamanın paraya dönüştüğü, zenginlerin ölümsüzlük kredisi çektiği, fakirin ise “5 dakika ekmek alacağım” diye banka kuyruğunda beklediği o rahatsız edici sistem. Momo’yu okurken aklıma birden bu film geldi çünkü aslında ikisi de aynı hikayeyi anlatıyordu. Biri kolundaki zamanı sayıyor, diğeri neden zamanını kaybettiğini anlamaya çalışıyordu. Gelelim kitabımıza: Momo, gri adamların hüküm sürdüğü bir dünyada geçiyor. İnsanlara “Zamanınızı biriktirin” diyorlar. İlk başta kulağa mantıklı geliyor: “Bugün az harca, yarın daha çok vaktin olur.” Ama zaman biriktikçe insanlar yaşamayı unutuyor. Çocuklarıyla sohbet etmeyi, dışarıda yürümeyi, oyalanmayı bırakıyorlar. Herkes verimli olmaya çalışıyor, ama mutluluk error veriyor çünkü biriktirilen zaman, yaşamayan zamana dönüşüyor, sadece soğuk bir rakamdan ibaret oluyor. In Time’da zaman kumar masasında, kaybedersen sayaç sıfırlanıyor, ölüm tam da kapında. Zaman satın alınıyor, çalınıyor, yarış var. Momo’da ise zaman sinsice çalınıyor. Kimse “Zamanımı kaybettim” demiyor, herkes “Sadece biraz yoğundum” diye geçiştiriyor. Ama bir bakıyorsun, kimse kimseyi dinlemiyor, oyalanmak unutulmuş, herkes koşturuyor ama aslında hiç yaşamıyor. İşte bu yüzden en tehlikeli hırsızlık, zamanın fark ettirmeden senden alınması. In Time bunu açık açık yapıyor, sayaç sıfırlanınca “Game over.” Momo ise yavaş yavaş, sessizce çalıyor zamanı… Ölüm ağır çekim gibi, gri adamlar sessizce
1000Kitap
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,4bin okunma
Yarı Alegorik, Güzel Bir Eser
9/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2025 00:22
Rölanti Çıkmazı "Taş devrinden bu yana, ilk kez bir kuşak sokaklarda oyun oynamıyor. Bu ne demek biliyor musun? Bu çocuklar akranlarının mızıkçılığına nasıl tepki vereceğini öğrenemiyor, itiraz edemiyor, mızıkçılık yapamıyor; bilgisayarda gördükleri 'game over' buyruğu acımasız, katı sınırlar çiziyor ve onlar da geri çekiliyor. Büyüdükleri zaman 'game over' diyen herkese, her otoriteye boyun eğecekler. Oyunun ne zaman başlayacağını, nasıl biteceğini, kurallarını iktidar belirleyecek ya da bunları belirleyenler iktidarını kurabilecek." #rölantiçıkmazı sayfa 144 İsm İsmail Güzelsoy hocam tüm kitaplarında yaptığı okuru sözcüklerle büyüleme işini bu kitabında da yapmış yine. Onun kitaplarında kötü karakterlerin yanında gerçek dostluğu, saf sevgiyi, şefkati görüyor insan. Hem de edebî bir anlatımla... Bu da kitaplarını okuyan her okuru muhakkak bir yerden yakalayıp etkiliyor, daimî okuru hâline getiriyor. Bugün benim için çok özeldi. Türkiye'deki en bahtiyar okur ben oldum İsmail Güzelsoy hocam sayesinde. Nasıl mı? Şöyle ki: 2022 Ekim ayında İzmir'e geldiğinde ona sitem etmiştim. "O kadar sevdirdiğiniz karakterleri öldürüyorsunuz romanın sonunda. Bizi üzüyorsunuz, mutlu sonla bitirseniz olmaz mı?" gibi ifadeler kullanmıştım. Canım hocam bu serzenişimi dikkate almış, hem adıma yer vermiş eserinde hem kitap için iki farklı son yazmış. Önce kendi tarzında, sonra benim gibi okurları mutlu edecek tarzda. "Senin isteğini dikkate aldım. " dedi. Kitabı okuduğumda güzel bitmesine mutlu olmuştum, bugün arka planını öğrenince hepten duygulandım, onur duydum. Esra Kahya 'nın da bana mutlu bir öykü sözü vardı. Kalemi izin verirse neden olmasın. Esere dönecek olursam tekrar kurmaca ile gerçeğin iç içe geçtiği, heyecanlı bir maceranın akıp gittiği, farklı yöntemlerin denendiği bir şekilde
Roman
Rölanti Çıkmazıİsmail Güzelsoy · Everest Yayınları · 2024198 okunma
Puan vermedi·170 syf.··
2024 84. kitabı
Temaları birbirinden ayrı olan on öykü ağırlıklı olarak bilimkurgunun farklı dallarından ve fantastik türünden oluşuyor.Kitapla beraber Fantezi edebiyatına hayli güçlü öyküler girmiş oluyor.Öykü karakterlerinden Dehak (buraya sonra değineceğim)ve insanların zayıf anlarını kovalayan Pirebok edebiyatımızda özel yerlerini alıyorlar. Bir öykünün içine hem 68 kuşağı hem Ahmed Arif, hem aşk hem facebook hem şiir hem de bir kitabın hayatlardaki yolculuğu nasıl sığar.Büyük bir ustalıkla yazılan Gird öyküsü yine aynı tanımı kullanacağım ,edebiyatımızın en nitelikli öyküleri arasına girmiş oluyor. Kitabın fantastik öykülerinden olan Kendime Tatile Gidiyorum öyküsünde kahraman tatile gittiği Kuşadası’nda geçmişiyle karşılaşıyor.Geçmişi ona ne söylüyor ya şimdiki hali geçmişine neler söylüyor?Geçmişin mi şimdiki zamanın mı tavsiyeye ihtiyacı var?Merak içinde,iştahla okunuyor. Kitabın ilk öyküsü olan Gerçek Aydınlanma bir adamın şakaklarının parlamasıyla başlıyor. Aslında her şey bu parlamayla başlıyor.Öykü yaşadığımız salgının ikinci senesinde başlıyor. Parlayan tek bir kişi değildir ve parlamanın salgın ile bir bağı bulunuyor.Fakat herkes eşit derecede parlamıyor.Entelektüel kişiler daha çok parlıyor. Öyküye hayran kaldım.Vardığı nokta etkileyiciydi.Özellikle cahilin zulmü olan bu dünyada,cehaletin itibar gördüğü ve cahilin pek bir kendine güvendiği son yıllarda böyle bir sinyal derecesinde ayırt ediciliğin olması ne güzel değil mi?Öykü aslında ütopya;Bir parlama ile hayatın her alanında liyakat problemi kalmıyor.Cinsiyetçi sistem bitiyor,yetersiz idarecilerin vs yerini “aydın” kişiler alıyor.Dünya belli bir ekolojik dengeye yaklaşıyor. Rengarenk,bir kedinin doğumundan başlayıp onun gözünden hayatını, hayat döngüsünü aktarıyor.Konu açılmışken belirtiyorum;Yazar kitap gelirlerini
Sarmal YankılarFırat Muştak Güneş · Red Yayınları · 202320 okunma