-yeni aldığım defterin ilk sayfasında adın,
gençliğimin ilk sayfasında-
Sevgilim, beni bağışla.
Ben Tanrıyı bilmem.
Bir senin gözlerini bilirim,
Bir de çocuğunun yaşını.
Sevgilim, beni bağışla.
Çocuk kalbimi sana sunduğum için.
Tanrı bağışlamasın boşver,
Beni sen bağışla.
Kurtulsun vicdanım sızıdan.
Evlenirken sadece izlediğim için,
Beni bağışla.
Beni kimsesiz koyuşunu,
Sevgiyi yitirişimi bağışla.
Kalkıp gelemeyişimi,
Zamanı yenemeden,
Seni sevmemi bağışla.
Tanrı beni unutalı çok oldu.
Bari sen beni bağışla.
Kurtulsun damarlarım acıdan.
Seni asla affedemeyişimi,
Sevgini terketmeden seni terkedişimi,
Tanrı değil, sen bağışla.
GAMZE KAYA
Başta insan hiç mutlu değildir ama bütün zamanını kendisini mutlu edeceğini sandığı bir şeyin peşinde çabalayarak geçirir. Hedefine nadiren ulaşır ve ulaştığında da yalnızca düş kırıklığına uğrar. Sonunda bir enkaz gibidir ve limana yelken direkleri ve donanımları yok olmuş bir şekilde gelir. Ve o zaman mutluluğu ya da mutsuzluğu, hepsi birdir. Çünkü hayatı yok olan o mevcut andan başka bir sey değildir. Ve artık bu hayatı bitmiştir.
"Kantın keşfi, dünyayı gerçekte olduğu gibi değil de kişiselleştirilip işlenmiş şekliyle algıladığımızdır. Uzam, zaman, miktar, nedensellik gibi özellikler bizim içimizdedir, dışarıda degil. Biz onları gerçekliğe dayatırız. Ama o zaman saf, işlenmemiş gerçekik nerededir? Biz işlemeden önce orada olan, ham varlık nedir? Kant bunu asla öğrenemeyeceğimizi söylüyor."
Çiçek yanıt verdi: Seni aptal! Görülmek için mi açtığımı sanıyorsun? Kendi zevkim için açılıyorum başkaları için değil, çünkü hoşuma gidiyor. Aldiğım zevk var olmaktan ve açmaktan ibaret.