Romantizm, kibarlıkla çevrelenmiş laubalilikten başka nedir? Ölümsüz aşklar dahi özünde birer kaçamak değil mi? Sevdanın, mütekabiliyet ilkesiyle işleyen bir delilik olduğunu aklından çıkarma
Dünya bensiz de döner, ben de dünyasız dönerim. Halbuki kendimizi yeryüzünden ihraç edemiyoruz. Her birimiz bir âlemiz ve işte şahsi kıyametimize doğru seyrediyoruz. İstikametimizin mecburi keyfiyeti, bütün ömrümüzü bir avuntu hattından ibaret kılıyor sanki. Hayat ile memat birbirinden tümüyle ayrı, hatta birbirine zıt gibi görünse de… ömrümüzün ölü saatleri, günleri yok mudur? Üstümüze ölü toprağı atılmasına ne hacet, zaten ölü toprağından yoğrulmuş bir planette yaşamıyor muyuz?