Cemil Meriç'i basitçe bir "ideoloji düşmanı" olarak etiketlemek, onun derinliğini ıskalamaktır. O, ideolojilerin birer "araç" (harita) olduğunu kabul eder, ancak onların "amaç" (put) hâline getirilmesine isyan eder. Onun savaşı, Türkiye'nin kendi beyniyle düşünmesini engelleyen "zihnî tembellik", "taklitçilik" ve "slogancılık" iledir. Ona göre Türkiye, "Hâfızasını kaybetmiş bir dev"dir. Sağ ve Sol kavgaları, bu hâfıza kaybının yarattığı birer halüsinasyondur. İthâl etiketler peşinde birbirini boğazlayan nesiller, aslında "Obskürantizm"in (karanlığın) kurbanlarıdır.
-Reha Kansu, "Cemil Meriç Gerçekten İdeoloji Karşıtı mı?", besincidevre.org, 30 Aralık 2025-
Cemil Meriç, Marksizm'i okumayın demez; Marksizm'i okuyun ama ona tapmayın, onu bir araç olarak kullanın der. Cemil Meriç, "Ben, bu ülkenin, kendi çocuklarına, kendi dilini konuşmayı öğretemediği için kahrolan bir fikir işçisiyim" derken, aslında durduğu yeri gayet açık ifade etmiştir. Çözüm önerisi, ne Batı'yı tamamen reddetmek (hamasete düşmek) ne de teslim olmaktır. Çözüm, "Umrandan Uygarlığa" uzanan, "Kültürden İrfana" yükselen bir "büyük terkip"tir.Bu terkip, Türk insanının kendi tarihî mirasına (İslâm-Osmanlı tecrübesi) yaslanarak, Batı'nın bilimini ve düşüncesini "seçici" ve "tenkidî" bir gözle okuması, hazmetmesi ve yeniden üretmesidir. Zaten bizzat Meriç, Marksizm'i bir "ara istasyon" olarak kullanmıştır. Nihâî hedefi, Türkiye'nin kendi "büyük mirâsına" (Osmanlı-İslâm medeniyetine) dönmesidir.Ancak bu dönüş, hamasi bir retorik veya kör bir nostalji ile değil, Batı düşüncesinin en keskin silahlarıyla (Marksist eleştiri, sosyoloji, felsefe) donanmış bir "şuur" ile olmalıdır. Meriç, "Türk insanı Marx'ı ya ahmakça reddetmiştir yahut bir âhir zaman peygamberi kabul etmiştir" derken, üçüncü bir yolu önerir: Marx'ı okumak, anlamak, metodunu almak, posasını atmak ve bu metotla kendi medeniyetini yeniden inşâ etmek.
-Reha Kansu, "Cemil Meriç Gerçekten İdeoloji Karşıtı mı?", besincidevre.org, 30 Aralık 2025-