Gamze Gamze

Yenge çekişi yapan kancıklar! Tarla dövüşü yapan yiğitler! Yatıyorsunuz devrile devrile! Hani nerde o çalımlar! Hani nerde o acarlıklar, açıkgözlülükler? Hiçbirinizin aklına bu köye bir bağ dikmek, bostan ekmek gelmemiş? Yüzyılları Hasan, Hüseyin efendilerimizin öcüyle mi tükettiniz? Neydi bu dağ gibi miskinlik? Kızlarına bulgur bulamaçtan başka görgü bırakmayan avratlar, siz nasıl analardınız? On ayda on iki kez hır çıkaran ama kocasına bir kez candan sarılmayan şimdiki avratların anaları, sizler nasıl anaydınız? Karısını, kızını hoş tutmayan, sevip okşamayan kavatoğlu kavatlar, sizler nasıl bubaydınız, kocaydınız? Kim bağlamıştı elinizi, kolunuzu sizin?
Sayfa 134
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“ Yollayamadık her köye birer eğitmen, öğretmen! İşler durdu çabuk! Ben diyorum, düşmanlar haber aldı bizim uyanmaya başladığımızı. Önlemek için aramıza casus salıp Enstitüler’i baltaladı. Şimdi şehirlerde herkes, hem de bütün varsıllar, toprak ağaları, böyük tüccarlar, hacı hoca durup durup eğitmenlere, öğretmenlere sövüyor!”
Sayfa 49
Rıza hep Mahmudiye’yi düşünüyor. “Irauf Hoca derdi ki, şimdi budama, aşılama işlerini bellediniz. Sizden sonra gelen arkadaşlar da sizin diktiğiniz asmalarda belleyecek bunları. Her köye bir eğitmen, öğretmen yollayabildik mi, Türk’ün düşmanları fesatlığından çatlayacak! Hem de sadece A’yı, B’yi değil, işi gücü, hak sormayı, hak almayı belletecek eğitmenler! Köylerin düşüncesini açacak, uyandıracak. O zaman milletin yüzüne kan, dizine can gelecek…
Sayfa 49
Çoğu içinde bulunduğu çukurun ayırdında değildi. Toprak damlı yoksul evlerde, kendi yaşadıklarından daha değişik, daha iyi bir yaşayıştan birazcık haberleri varsa bile, pay istekleri yoktu. Yüzlerce yıldır sürüp gelen sömürülü düzen, yeni bir hızla uyutmuştu onları. “Ay halam, dünyanın kuyruğu uzun! Bak çoluğun çocuğun da var! Ayağın bir kayarsa sürünürsün! Baksana bizim halimize!” “Ay dayım! Gördüğün eğri, beylerden doğru! Vardığın yerin iki gözü körse, sen de birini yumuver!” “Ay emmim! Köylünün sahibi yok! Köylü kömeli, sırtı yamalı! İyisi mi, elindeki ekmeği yimeye bak, ekmeği!”
Sayfa 3
Ön Söz
Bizim yurdumuz, hem de insanımız, bir bakıma, mürekkep yalamışların geriliği ve yanlış tepkileriyle, hâlâ Ortaçağ’ın çukurları içindedir. Başkalarını yeni amaçlara alıp götüren sağduyu, bilinç ve hoşgörü bizimkilerin kabuğuna neden işlemiyor? “Cahallıklarından, kapkara cahallıklarından.” Okuma yazmaları olduğu halde okumadıklarından! Sanattan, kültürden gıda almadıklarından! Aldıklarını eritemediklerinden! Koşullanmışlar çağ gerisi tersliklere, küçük bencil rahatlıklara, çıkarlara; bir türlü kurtulamıyorlar.
Sayfa 1