bir kafede oturmak çok güzeldir.
öyle güzeldir ki insan dünyaya güzel bir şeyler yaşamaya geldiğini sanır. Oysa insan dünyaya güzel olmayan şeyler yaşamaya gelir: adına ev işi denen, yanlışlıkla bir kez el atıldı mı insana yapışıp kalan yanlış bir hayat sürmeye.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanlar yaşlanıyordu, bunun ayrıcalığı yoktu ama yaşlanan insanların bir kısmı olgunlaşmış olarak, bir kısmı ise olgunlaşmadan ölüyordu. Bunun püf noktası ise bir insanın “Nasıl görünüyorum?” sorusundan “Nasıl görüyorum?” aşamasına geçmesiydi.
“Bu kitabın kolay bir türü yok; tıpkı ölümün, hayatın bir türü olmadığı gibi…” diyor yazar. Babasının kaybıyla ilgili süreci, hislerini, yine onunla ilgili anılarını okurken -siz de babanızı kanserden kaybetmişseniz özellikle- boğazınız düğümleniyor okurken. Ve kendi sürecinizi bir kez de yazarla beraber yaşıyorsunuz. “Yeterince yaşadım zaten” diyor bir yerde yazarın babası. Babam da “ Hiçbir şeyde gözüm kalmadı artık.” demişti hastane odasında.
Benzer yönlerimiz çok bu hikayede. Ben çok sevdim. İyi ki okumuşum.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma
Babam omuzlarında tonlarca geçmiş taşıyan bir Atlas’tı. Şimdi, o aramızdan ayrılınca, tüm o geçmişin çatırdayarak üzerime usulca yıkıldığını, beni tüm öğle sonralarının arasına gömdüğünü hissediyorum.