Sağlam insanların yiyip içtiği şey hastalara nasıl iyi gelmezse, ahlakı bozulmuş bir halkı, ahlakça sağlam bir halkın yasalarıyla yönetmeye kalkışmak da iyi olmaz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kamu görevi yurttaşların en başta gelen işi olmaktan çıktığı ve yurttaşlar kendileri çalışacak yerde, paralarıyla hizmet görme yolunu seçtikleri zaman, devlet yok olmaya yüz tutar. Savaşa mı katılmak gerekiyor ? Yurttaşlar paralarıyla asker tutar, kendileri evlerinde otururlar; toplantıya mı katılmak gerekiyor, o zaman da milletvekillerini seçer, yine evlerinde otururlar. Tembellikleri ve paraları, onlara sağlasa sağlasa yurdu köleliğe sürükleyecek askerlerle, onu satacak temsilciler sağlar.
Tiran, yasalara göre yönetme hakkını yasalara aykırı olarak kendine mal eden kimsedir. Despot ise, kendini yasaların üstüne çıkaran kişidir. Demek ki, tiran despot olabilir; despot ise her zaman tirandır.
Bütün güneyi cumhuriyetler, kuzeyi de zorba devletler kaplamış olsalar bile, şurası yine de su götürmez ki, iklimin etkisiyle zorbalık yönetimi sıcak memleketleri, barbarlık soğuk memleketlere, iyi bir toplum düzeni de ılımlı bölgelere elverişlidir. Şunu da görüyorum ki, ilkeyi kabul etmekle birlikte, bunun uygulanması tartışılabilir: Denilecektir ki, çok verimli soğuk memleketler bulunduğu gibi çok verimsiz sıcak ülkelerde vardır.
Halkla hükümet arasında uzaklık ne kadar artarsa vergilerde o ölçüde ağırlaşır. Bundan ötürü halk, demokrasilerde en hafif vergi yükü altındadır; aristokraside daha ağır, monarşideyse en ağır yükü taşır. Demek, monarşi yalnız çok varlıklı uluslara, aristokrasi varlık ve büyüklükçe orta halle devletlere, demokrasi de küçük ve yoksul devletlere elverişlidir.