“Bir sınıfın” der Lukács, “kendi hegemonyasını kurmaya hazır olması demek, bilinç ve çıkarlarının kendisine toplumun tamamını bu çıkarlara uygun bir tarzda örgütleme olanağı vermesi demektir.”
“Bir yılan sizi sokmak üzereyse onu öldürme hakkınızın sınırını ancak gücünüz belirler. Gücünüz yetmişse, yerde yatan cansız gövdeye bir haksızlık yapmış sayılmazsınız; tıpkı gücünüz yetmeseydi, yılanın da zalim sayılamayacağı gibi…”
“Her ruhta bir öğrenme gücü ve bu işe yarayan bir örgen vardır. Gözün karanlıktan aydınlığa çevrilmesi için nasıl bütün bedenin birden dönmesi lazımsa, bu örgenin de bütün ruhla birlikte geçici şeylere sırtını dönüp varlığa bakabilmesi, varlığını en ışıklı yönüne, “iyi” dediğimiz yönüne çevrilebilmesi gerekir, değil mi?”