Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Aramızdan ayrılan kişiden mi, yoksa kendimizden mi? Yoksa yoklugun kendisinden mi? O denli yok ki, her boş anı yokluğuyla dolduruyor.
“MERAK EDİN. Dışarı çıkın. Zamanında yatın. Susuz kalmayın. Diyaframdan nefes alın. Sizi mutlu eden şeyleri yiyin. Yaşamınıza izin verecek kadar esnek bir rutin yaratın. Nazik olun. Herkesin sizden hoşlanmayacağını kabul edin. Hoşlananların kıymetini bilin. Sizi tanımlamalarına izin vermeyin. Bazen de başarısız olacağınızı kabullenin. Elinizdekilerin değerini bilin. Yaşamla aranıza girecek şeylere hayır demeyi öğrenin. Hayata katılmanızı sağlayacak şeylere evet deyin.“