O bu yolu öteden beri severdi. Bayezıt Camii'nin yan tarafında, büyük kestanenin altın da güvercinleri seyretmek, Sahaflar içinde kitap karıştırmak, tanıdığı kitapçılarla konuşmak, sıcak günden ve sert aydınlıktan çarşının birdenbire insanı kavrayan loşluğuna ve serinliğine girmek, bu serinliği çok arızl bir hal gibi teninde duya duya yürümek hoşuna giderdi.
"Mademki okuyorsun, dedi, bari en iyisini oku ... "
Baki'yi, Nef'i'yi, Naili'yi, Nedim'i, Galib'i, Dede ile, ltri ile beraber Mümtaz'a o aşılamıştı. Baudelaire'i de onun eline verdi.