O da biliyordu ki, sevmek, mesut olmak, sevmedin evvel tanışmak, sevdikten sonra unutmak, hatta düşman olmak olağan şeylerdi. Fakat denizde yıkanmak da öyleydi; uyumak da öyleydi. Her şey, herkeste olduğu gibiydi.
Uzun bir şiirin son dizesindeyim
Bir sağnağın son damlası kaldı içimde
Bağıracak gücüm yok, fısıldasam kimse duymuyor
Sokaklara çıkıyorum ellerim yüreğimde
Benim gördüğüm şeyleri kimse görmüyor.
Bir nehir denize kavuşuyor düşlerimde
Kanım damarlarımdan sessizce çekiliyor
Bir şeyler sorup, yanıtlıyorum kendi kendime:
- Ölümün olmadığı o ülke nerde?
- Ölümdür, ölümün olmadığı tek ülke!