"The box. You opened it. We came..."
6/10
·528 syf.··
2026 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:36
Zorlama kadın karakter tercihi ve final kısmı, içeriğin kalitesi ile olay örgüsü zaten sıkıntılıyken çryi çok daha aşağı çekmiş. Kirsty Cotton ve Tiffany karakterlerinin ele alınış biçimi çok kötü... Özellikle Kirsty hiçbir karakter derinliği olmayan, garip öfke nöbetleri geçiren, Cenobite doğasına uymayan sırf kadın karakter olsun ne olursa olsun diye yapılmış inanılmaz yüzeysel bir karakter. Nasıl 2022 Hellraiser, 1987 Hellraiser'in kalite olarak yanından bile geçemiyorsa ve bunun sebepleri barizse bu çizgi romanda da aynı sorun var diyebilirim. İlk yarı iyiyken ikinci yarı hikaye fecaat bir hale geliyor bunda da yazar değişikliği önemli bir yer tutmuş. Hatta çizimler benzer şekilde ilk çeyrek çok iyiyken kalan kısımda aynı kaliteyi koruyamıyor. Cenobiteların o şeytani havası ikinci yarıda tüm ihtişamını kaybediyor. Final ise zaten o cehennem evrenine, tasvirine çok ters şekilde süper kahraman çrlerine doğru kayıyor. Yazık olmuş.
Edebiyat
Clive Barker's Hellraiser Omnibus Vol. 1Clive Barker · BOOM! Studios · 20172 okunma
9/10
Japon edebiyatından okuduğum özel bir kitap başı ve sonu olmayan bir kitaptır benim için bazen hayatınız dan çok boş bir güne 2 3 saatlik bir olay sığar ve o günü hatırlanmaya kılan tek şey odur bu kitap da öyle bazılarına eee sonu ne bunun dedirte bilir ama asla bitmemiş gibi de hisedirmez garip bir kitap başka bir insanın hayatına başka bir gözle bakmak onun sadece orta ve sonlarına çok kısa bir anlara dahil olmak bitini anlamamak garip hislerdir karakterimizin gözlemlerinin bir yere çıkmasına asla gerek yoktur
Bir Adamın SavaşıHaruo Umezaki · İthaki Yayınları · 2024285 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Sürükleyici bir Macera- Garip Kahramanlar
8/10
·755 syf.··
2026 59. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 21:48
Üç Silahşör romanının en güçlü yanı olay örgüsünün mantıksal kusursuzluğu veya epik kahramanları değil inanılmaz akıcılığı. Yazarın diğer romanlarında olduğu gibi bu kitabında da sayfalar okurken su gibi akıyor ve size gereken tek şey zaman. Bu akıcılığa polisiye gizem ve sürekli aksiyon hali de eklenince inanılmaz sürükleyici oluyor ve oldukça seri bir okuma sunuyor. Öte yandan kitapla tanışmadan önce birçok filmini ya da uyarlamasını izlemiştim ve hep şunu merak etmiştim neden Üç Silahşör, Dartagnan ismi neden başlıkta geçmez, çünkü ana karakter filmlerde hep oydu. Kitabı okurken bu sorunun yersiz olmadığını gördüm, zira kitapta da aynı sorunsal devam ediyor. Aslında ana hikaye üç silahşörün hikayesi değil Dartagnan'ın hikayesi. Yine yazar dört silahşör özelinde bize müthiş erdemli, şerefli, sadık, cesur kahraman imajı çizmeye çalışmış fakat kahramanları tanıdıkça aslında onların cesur sıfatı dışındakilerini pek de hak etmediğini anlıyoruz. Anladığım kadarıyla yarattığı karakterleri çok seven yazar, onları bir çeşit yazar koruması altına almış ve yaptıkları her şeyi okuyucuya kahramanlık olarak yedirmeye çalışmış, onların ciddi sorunlu karakterlerinin ve hareketlerinin etik ve ahlaki yönlerini sorgulamadan geçiştirivermiş. Kahramanlarımız uşaklarını horlamaktan, onları, kendilerine güvenen dostlarını ve başka insanları çıkarları uğruna kullanmaktan, yine onların hayatını göz göre göre tehlikeye atmaktan, ikili oynamaktan, yeri geldiğinde vatan hainliği yapmaktan, yeri geldiğinde düşmana yaltaklanmaktan bir an olsun geri durmayan, hırslı, bencil, şan şöhret düşkünü, çıkarcı, fırsatçı, her yaptıklarına bir kulp uyduran birer karakter aslında. Aynı şekilde, kitap bize kahramanlarımızın adil kişiler olduklarını ve çoğu zaman adalet aradıklarını anlatıyor gibi, fakat
Üç SilahşorAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,4bin okunma
9/10
·197 syf.··
2026 48. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 20:46
Ah Momo öyle sahici ki; bazen güldüm, bazen boğazım düğümlendi. Bir çocuğun gözünden anlatılan savaşı, göçmenliği ve yalnızlığı okumak garip bir şekilde umutsuz ve sıkışmış hissettirmiyor insana. Bu da sanırım Emile Ajar’ın namıdiğer Romain Gary’ın duygusal zekasının bir kanıtı olarak karşımıza çıkıyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey yoksulluk ve mutsuzlık değil, sevginin ne kadar tuhaf ve vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğu oldu. Madame Rosa ve Momo sizi çok sevdim çünkü insan birini sevmeden yaşayamaz..
Onca Yoksulluk VarkenRomain Gary (Emile Ajar) · Agora Kitaplığı · 20095,8bin okunma
9/10
·280 syf.··
2026 40. kitabı
Çok sevdiğim bir yazar olan Jean-Christophe Grangé’nin otobiyografik romanı Ben Şeytanın Oğluyum’u okurken, o usta kalemin arkasındaki karanlığı ve ilham kaynaklarını da görme fırsatı buldum. Meğer Grangé gerçekten bir “şeytanın”, bir diablonun oğluymuş. Okurken böyle bir babaya sahip olma fikri bile tüylerimi diken diken etmeye yetti. Kitap, bir kadının üç kar maskeli adam tarafından kaçırılıp mezarlığa götürülerek canlı canlı gömülmeye çalışılmasıyla başlıyor. Grangé olayı tüm çıplaklığıyla anlattıktan sonra şu cümleleri kuruyor: “Ah, az kalsın unutuyordum! Soluğu tükenmiş genç kadın benim annem. Kar maskeli şeytan, benim babam.” Sanırım bu birkaç cümle bile nasıl bir hikâyeyle ve nasıl bir insanla karşı karşıya olduğumuzun en güçlü kanıtıydı. Grangé’ye yıllardır her röportajında sorulan o meşhur soru: “Bu korkunç fikirler aklınıza nereden geliyor?” İşte bu kitap biraz da o sorunun cevabı.Okuyanlar bilir ki Grangé’nin romanlarında sıkça karşımıza çıkan o geçmişin gölgeleri, travmalar, aile bağları ve kötülüğün kökeni gibi temaların aslında nereden beslendiğini görüyoruz burada.Onun kurgularını şekillendiren karanlığın kaynağı, sandığımızdan çok daha gerçek ve çok daha sarsıcıymış meğer. Kitap boyunca bir yandan Grangé’nin çocukluğuna ve ailesine tanıklık ederken, diğer yandan eserlerine farklı bir gözle bakmaya başlıyorsunuz. Okudukça bazı romanlarındaki karakterlerin, korkuların ve saplantıların izlerini fark etmek mümkün. Kitap hakkında çok fazla detaya girmek istemiyorum çünkü etkisinin büyük kısmı, okurun bu hikâyeyi adım adım keşfetmesinde yatıyor bence.Büyüyü bozmak istemem. Ancak şunu söyleyebilirim ki; çok sevdiğim bir yazarın hayat hikâyesini okumak beni beklediğimden daha fazla duygulandırdı. Sayfalar ilerledikçe içime garip bir hüzün çöktü. Bir
Ben Şeytanın OğluyumJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 0163 okunma
8/10
·184 syf.··
2026 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:12
Kitabın konusu: Birbirinden farklı olağanüstü durumları içeren hikayeleri anlatıyor. Sanırım öncelikle hikayelerin çok farklı olduğunu ve alışılmadık olduğunu söyleyebilirim. Buna rağmen içine çekip okutmayı başarıyor yazarımız. Konuşmalarda da tırnak işareti kullanılmadan yazılmış ama anlaması güç bir şey yok. Okuduğuma sevindiğim ve inceden mesajlar veren güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum. +13 olarak değerlendirebilirim. Spoiler olabilecek yorumuma gelirsek hikaye bazında çoğunu beğensem de bazıları "Ben neden şimdi böyle bir şey okudum ki?" dedirtti. En etkilendiğim hikaye deniz anası hikayesi olabilir ancak ağaç olan adam, bir inancı yaymaya çalışan kişiler de oldukça ilgi çekiciydi. Hikayelerin tamamının sonu yok. Sonu kendi kafanızda kendiniz oluşturuyorsunuz. Bu da bana biraz garip gelse de en azından kötü bir son okumadım diye sevindim. Kısacası kitabı sevdim. Farklı ve alışılmadık bir şey okumak istediğiniz zaman kesinlikle bakabilirsiniz. Bugünlük yorumum bu kadar kendinize iyi bakın!
Hayaletin KalbiLim Sun-woo · İthaki Yayınları · 20265 okunma