Babam tarafından zorla yaklaşık 2 buçuk yıl önce bıraktığım boksa başlayacağım bu yaz ... Ayriyetten motor ehliyeti için vitesli motor öğretip, yaz tatilinde ehliyet aldırcakmış 🤙🏻🤙🏻 Jdjsjd veveve garson olarak belki abimin yanına abimin lokantasına verebilirlermiş 🙌🏻🙌🏻
Televizyon izleyerek, milyoner, sinema ve rock yıldızı olacağımıza inanarak büyüdük ,ama olamayacağız. Hepimiz heba oluyoruz. Büyük bir nesil benzin pompalıyor , Garson luk yapıyor , ya da beyaz yakalı köle olmuş. Reklamlar yüzünden kıyafet ve ve araba peşindeyiz. Nefret ettigimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler tüketiyoruz. Bizler tarihin ortamda çocuklarıyız ; bir amacımız yok. Ne büyük bir savaş , ne de büyük bir Burhan yaşadık , bizim savaşımız ruhani savaş , kendi hayatımız bizi bunaltıyor .
Reklam
Her Yüz Bir Hikâye, Çoğunu Iskalıyoruz
"Genellikle yüzlerdir fark etmeden geçtiğimiz." Lewis Carroll Belki de fark etmeden geçtiğimiz sadece insanlar değil, onların taşıdığı ihtimaller. Çünkü her yüzün arkasında bir dünya var. Ama biz çoğu zaman insanları tanımadan kategorilere ayırıyoruz: müşteri, komşu, garson, şoför, iş arkadaşı... İnsan kayboluyor, etiket kalıyor. Bir de daha kişisel bir tarafı var. Hayat bazen dönüp baktığında, seni en çok etkileyen insanların başlangıçta sıradan bir yüzden ibaret olduğunu gösteriyor. Bir gün hayatının merkezine yerleşen biri, bir zamanlar kalabalıkta fark etmeden geçtiğin bir yabancıydı. Bu yüzden alıntı bana biraz da şu hissi veriyor: İnsanların değeri, onları fark etmeye başladığımız anda ortaya çıkmıyor. O değer zaten orada; biz geç fark ediyoruz. Haddsiz kimliğim ile bakarsam da şöyle bir yorum çıkıyorum: Çağımızın en büyük körlüğü bilgi eksikliği değil. İnsan fazlalığı. O kadar çok yüz görüyoruz ki, hiçbirini gerçekten görmüyoruz. Sosyal medya, şehir hayatı, kalabalıklar... Binlerce yüz geçiyor önümüzden. Ama tanışıklık arttıkça dikkat azalmış gibi.
Alıntı
Modern kölelik :)
Sosyal medyada paylaşılan absürt ama gerçek iş ilanlarını görmüşsünüzdür. Bu firmalar bitmek bilmeyen ve birbirinden alakasız isteklerini sıralayıp duruyorlar. Mesela garson arayan bir firma KPSS’den 50 puan almış, yabancı dil bilen birini arıyor. Bir başka firma araba kullanabilecek, ofisi temizleyecek, Excel-office programlarını kullanabilecek, misafirlere çay servisi yapacak çalışan değil adeta İsviçre çakısı arıyor. En son da ofisi temizleyecek, gelen misafirlere çay servisi yapıp piyano çalabilecek eleman arayan gurme firmayı gördük. Biri de dememiş ki piyano dinlerken çay mı içilir diye. Bu firmaların istekleri bitmez ama verdikleri hemen hemen hiçbir şeydir. Bu arada okurken siz de fark ettiniz mi? Evleneceği erkeğe şartlarını sıralayıp karşılığında hiçbir şey vermeyen kızlar gibi değiller mi 😃
Müşteri: Affedersiniz wifi şifrenizi alabilir miyim? Garson: Birkahvalsöyleyecem Müşteri kalkar gider. Peşinden garson: "Beyefendi nereye?"... Beş dakika sonra müşteri geri döner ve iki, üç el ateş eder. Espiri bu kadar...
Cemal Süreya - Roman Okudum Seni Düşündüm
Bende tarçın sende ıhlamur kokusu Yürürüz başkentin sokaklarında Bir nehir şu tutuk konuşan cumartesi Üstünde iki yonga: Çarşamba, bir de cuma Ayrılık lafları etme sevgilim Önümüz Temmuz önümüz Ağustos nasıl olsa Kolkola yürüyoruz tek tük öpüşüyoruz Sonra ayrılıyoruz korkuyoruz da Kimi zaman neden kalabalığın içinde duruyoruz da Kimi zaman bir köşe arıyoruz en sapa İşimiz mi yok, şu Akay'a sapalım istersen İstersen garson girelim ilkyazın gazinosuna Börekçi! diye bağır istersen şurda Kısmet çıkar -sanırım- Emek'te oturan kıza Abiler! Abiler! diye bir şey satayım ben Mendilim kalmamış kağıt peçete yok mu çantanda? Üç peseta gibi bir paraya dondurma yemiştim Madrid'te yemiştim, ve çatılardan kanguru akıyordu Londra'da Seversin mi beni, doğru söyle ama? - Sigara? Ne eflatun etin var, yanarca mı yanarca
Alıntı
Reklam
Reklam