Haddsiz

Haddsiz
Okuduklarımın zihnimde açtığı patikaları not düşüyorum.
Yüksek Lisans
19 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
@haddsiz·
·
sabitlendi
Düşünce, Seyirciden Değerlidir
" Benim yazı yöntemim, beni kim dinliyor diye meraklanmaktan çok, yüksek sesle düşünmeye ve kendi keyiflerimi izlemeye dayanır." Thomas de QuinceyThomas de Quincey
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Haddsiz

, bir kitap okudu
7/10
·460 syf.··
6 günde okudu
·
2026 8. kitabı
Orhan Pamuk
7.8/10 · 11,6bin okunma
Kendimizden kaçarken
7/10
·460 syf.··
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 12:16
Orhan PamukOrhan Pamuk 'un Kara KitapKara Kitap 'ını bitirdiğimde aklımda Galip'ten çok bir soru kaldı: İnsan neden kendisi olmakta bu kadar zorlanır? Bu soruyu yalnızca roman sormuyordu. Bölüm başlarında karşıma çıkan Lewis CarrollLewis Carroll, Patricia HighsmithPatricia Highsmith, Marcel ProustMarcel Proust, Thomas de QuinceyThomas de Quincey ve daha birçok yazar da aynı sorunun etrafında dolaşıyordu sanki. Kitap boyunca altını çizdiğim cümlelere dönüp baktığımda şaşırtıcı bir şey fark ettim: Birbirinden tamamen farklı görünen bu sesler, aynı karanlığa bakıyordu. Kimlik. Taklit. Başkalarının gözünden yaşamak. Kendi sesini kaybetmek. Kara KitapKara Kitap dışarıdan bakıldığında kaybolan bir kadının hikâyesi gibi görünüyor. Galip'in eşi Rüya ortadan kaybolur ve o da onu aramaya başlar. Fakat roman ilerledikçe anlıyoruz ki Orhan PamukOrhan Pamuk'un derdi hiçbir zaman bir kayıp vakasını çözmek değil. Asıl mesele şu: Bir insan, kendi hayatının içinde nasıl kaybolur? Orhan PamukOrhan Pamuk'u ilk kez okuyorum. Üstelik siyasi olarak da kendimi ona yakın hissettiğim söylenemez. Ama edebiyatın güzel tarafı burada başlıyor zaten. Bir yazarı okumak için ona hayran olmanız gerekmez. Hatta bazen mesafeli olduğunuz sesler, size en ilginç koridorları açar. Kara KitapKara Kitap benim için tam olarak böyle bir deneyim oldu. Roman boyunca sürekli bir arayış var. Ama bu arayışın yönü sürekli değişiyor. Başta Rüya aranıyor sanıyorsunuz. Sonra Celâl'in peşine düşülüyor. Sonra İstanbul'un. Sonra hikâyelerin. Sonra yüzlerin. Bir noktadan sonra ise insan şunu fark ediyor: Belki de herkes başka bir şeyi arıyor ama hiç kimse neyi aradığını tam olarak bilmiyor. Bu yüzden Kara Kitap'ı okurken sık sık günümüzü düşündüm. Çünkü romanın merkezindeki mesele bana göre kaybolmak değil. Başkası olmayı istemek. Kitapta beni en çok etkileyen alıntılardan biri şuydu: __"Babam insanımızın bir gün başkalarını taklit etmeyecek kadar mutlu olabileceğinden umudu
Edebiyat
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
Her Yüz Bir Hikâye, Çoğunu Iskalıyoruz
"Genellikle yüzlerdir fark etmeden geçtiğimiz." Lewis CarrollLewis Carroll Belki de fark etmeden geçtiğimiz sadece insanlar değil, onların taşıdığı ihtimaller. Çünkü her yüzün arkasında bir dünya var. Ama biz çoğu zaman insanları tanımadan kategorilere ayırıyoruz: müşteri, komşu, garson, şoför, iş arkadaşı... İnsan kayboluyor, etiket kalıyor. Bir de daha kişisel bir tarafı var. Hayat bazen dönüp baktığında, seni en çok etkileyen insanların başlangıçta sıradan bir yüzden ibaret olduğunu gösteriyor. Bir gün hayatının merkezine yerleşen biri, bir zamanlar kalabalıkta fark etmeden geçtiğin bir yabancıydı. Bu yüzden alıntı bana biraz da şu hissi veriyor: İnsanların değeri, onları fark etmeye başladığımız anda ortaya çıkmıyor. O değer zaten orada; biz geç fark ediyoruz. HaddsizHaddsiz kimliğim ile bakarsam da şöyle bir yorum çıkıyorum: Çağımızın en büyük körlüğü bilgi eksikliği değil. İnsan fazlalığı. O kadar çok yüz görüyoruz ki, hiçbirini gerçekten görmüyoruz. Sosyal medya, şehir hayatı, kalabalıklar... Binlerce yüz geçiyor önümüzden. Ama tanışıklık arttıkça dikkat azalmış gibi.
Alıntı
Bir Süre Sonra Rol, İnsanın Kendisi Oluyor
"Neşeli ya da hüzünlü ya da dalgın ya da düşünceli ya da kibar olmak istiyorsan, bu durumları tek tek bütün ayrıntılarıyla oynaman gerekiyordu yalnızca." Patricia Highsmith Ben bu alıntıyı şu şekilde okuyorum. İnsan bir gün kendisi olur diye yaşamıyor bazen. Kendisi sandığı şeye dönüşe dönüşe yaşıyor. Ve bu düşünce rahatlatıcı değil. Çünkü o zaman şu ihtimal ortaya çıkıyor: Belki de yıllardır "ben buyum" dediğimiz şeylerin bir kısmı, zamanında oynadığımız ve artık çıkarmayı unuttuğumuz rollerden ibaret. Sizce?
Alıntı