Haddsiz

Haddsiz
Okuduklarımın zihnimde açtığı patikaları not düşüyorum.
Yüksek Lisans
19 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
Kendimizden kaçarken
7/10
·460 syf.··
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 12:16
Orhan PamukOrhan Pamuk 'un Kara KitapKara Kitap 'ını bitirdiğimde aklımda Galip'ten çok bir soru kaldı: İnsan neden kendisi olmakta bu kadar zorlanır? Bu soruyu yalnızca roman sormuyordu. Bölüm başlarında karşıma çıkan Lewis CarrollLewis Carroll, Patricia HighsmithPatricia Highsmith, Marcel ProustMarcel Proust, Thomas de QuinceyThomas de Quincey ve daha birçok yazar da aynı sorunun etrafında dolaşıyordu sanki. Kitap boyunca altını çizdiğim cümlelere dönüp baktığımda şaşırtıcı bir şey fark ettim: Birbirinden tamamen farklı görünen bu sesler, aynı karanlığa bakıyordu. Kimlik. Taklit. Başkalarının gözünden yaşamak. Kendi sesini kaybetmek. Kara KitapKara Kitap dışarıdan bakıldığında kaybolan bir kadının hikâyesi gibi görünüyor. Galip'in eşi Rüya ortadan kaybolur ve o da onu aramaya başlar. Fakat roman ilerledikçe anlıyoruz ki Orhan PamukOrhan Pamuk'un derdi hiçbir zaman bir kayıp vakasını çözmek değil. Asıl mesele şu: Bir insan, kendi hayatının içinde nasıl kaybolur? Orhan PamukOrhan Pamuk'u ilk kez okuyorum. Üstelik siyasi olarak da kendimi ona yakın hissettiğim söylenemez. Ama edebiyatın güzel tarafı burada başlıyor zaten. Bir yazarı okumak için ona hayran olmanız gerekmez. Hatta bazen mesafeli olduğunuz sesler, size en ilginç koridorları açar. Kara KitapKara Kitap benim için tam olarak böyle bir deneyim oldu. Roman boyunca sürekli bir arayış var. Ama bu arayışın yönü sürekli değişiyor. Başta Rüya aranıyor sanıyorsunuz. Sonra Celâl'in peşine düşülüyor. Sonra İstanbul'un. Sonra hikâyelerin. Sonra yüzlerin. Bir noktadan sonra ise insan şunu fark ediyor: Belki de herkes başka bir şeyi arıyor ama hiç kimse neyi aradığını tam olarak bilmiyor. Bu yüzden Kara Kitap'ı okurken sık sık günümüzü düşündüm. Çünkü romanın merkezindeki mesele bana göre kaybolmak değil. Başkası olmayı istemek. Kitapta beni en çok etkileyen alıntılardan biri şuydu: __"Babam insanımızın bir gün başkalarını taklit etmeyecek kadar mutlu olabileceğinden umudu
Edebiyat
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İz Taşımıyorsan, Yaşamıyorsun
7/10
·316 syf.··
2026 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 15:15
Dorian Gray'in PortresiDorian Gray'in Portresi daha ilk sayfalarda yönünü belli eder: sanatın, arzunun ve ahlakın aynı zeminde duramayacağını iddia eden bir sesle açılır. Bu ses ikna etmeye çalışmaz; cazip bir alan kurar. Ve o alanın içinde, sorumluluk yavaş yavaş ağırlığını kaybeder. İlk bölümler (1–3) bir başlangıçtan çok, bir ayar gibidir. Basil’in dünyası, dikkatli bir bakışın ve ölçünün dünyasıdır; Dorian’ınki ise henüz biçim kazanmamış bir açıklık. Lord Henry bu açıklığa girer ve ona bir yön vermez—bir eğilim kazandırır. Dorian kendini ilk kez dışarıdan görmeyi öğrenir. Portre bu yüzden yalnızca bir resim değil; bakışın yer değiştirmesidir. İnsan kendine nesne gibi bakmaya başladığında, hayatı yaşamaktan çok yönetmeye başlar. İkinci evrede (4–7) Sibyl Vane sahneye çıkar. Burada aşkın değil, temsilin sınavı vardır. Dorian’ın ilgisi, Sibyl’in kim olduğuna değil, sahnede nasıl göründüğüne bağlıdır. Oyun bozulduğunda his de biter. Birinin değerini, onda kurduğun görüntüye bağladığında, o görüntü dağıldığı an ilişki de dağılır. Dorian’ın kararı ani değildir; başından beri kurduğu ölçütün doğal sonucudur. Ve çoğu insanın “aşk” dediği şey de bundan çok farklı değil; karşısındakini değil, onda kurduğu fikri sevmek. Orta bölümler (8–12) hız yerine birikim üretir. Dorian yaptıklarının izini taşımadıkça, davranış ile sonuç arasındaki bağ gevşer. Portre bu bağı üstlenir. Böylece Dorian için eylem, etkisinden kopar. Kural ortadan kalkmaz; yer değiştirir. İnsan, yaptığının kendinde kalmadığı bir düzende, sınırını deneyimleyemez. Sınırın hissedilmediği yerde ise yön de kalmaz. Dorian’ın hayatı genişlemez; yayılır. Bu yayılmanın bedeli, görünür olanda değil, görünmeyende birikir. Portre giderek bir kayıt defterine dönüşür. Dorian ise kaydın dışında kalmayı bir özgürlük sanır. Ama insan
1000Kitap
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Everest Yayınları · 202099bin okunma
İnsanlık Bir Maske, Ben Taşımıyorum
7/10
·128 syf.··
2025 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2025 00:00
Osamu DazaiOsamu Dazai bu kitabı yazmadı; kendi kaydını bıraktı. İntihar girişimleri, bağımlılıklar, tutunamama… bunlar biyografi detayı değil; metnin altyapısı. İnsanlığımı Yitirirken bu yüzden kurgu gibi durmuyor. Çünkü kurgu değil; süslenmemiş bir çözülme. Yozo’nun sorunu topluma uyum sağlayamamak değil. Toplumun ne olduğunu fark etmek. İnsan ilişkileri sandığımız gibi derinlik üzerinden değil, karşılıklı rol anlaşmaları üzerinden yürüyor. Ne zaman güleceksin, neye üzüleceksin, neyi saklayacaksın… Hepsi öğreniliyor. Yozo bunu öğreniyor. Hatta iyi öğreniyor. Ama inanmıyor. İşte kırılma burada. Uyum sağlayamayan değil; uyumu ciddiye alamayan biri. O yüzden yaptığı her şey sahte değil; sahte olduğunu bilerek yapılan bir tekrar. Alkol? Kaçış değil. Kadınlar? Yakınlık değil. İlişkiler? Deneme değil. Hepsi aynı şey: kendi yokluğunu hissetmemek için oyalanma. Ama oyun uzun sürmüyor. Çünkü Yozo’nun kaçamadığı bir şey var: İnsanların içinde dolaşıyor ama hiçbirine değmiyor. Bu yalnızlık değil. silinmişlik.
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma
Yaşamıyoruz, Sunuyoruz
9/10
·328 syf.··
2026 6. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 00:22
Harita ve TopraklarHarita ve Topraklar’ı sanat romanı diye okuyan herkes yanılıyor. Çünkü bu kitap sanatla ilgili değil. Bu kitap, değerin nasıl uydurulduğunu ve insanların buna nasıl razı olduğunu anlatıyor. Jed Martin’in yaptığı işlerin iyi ya da kötü olması önemli değil. Zaten mesele o değil. Onu değerli yapan şey yaptığı şey değil, hakkında kurulan hikâye. Ve bu hikâyeyi kuran da kendisi değil. Bu noktada kitabın söylediği şey rahatsız edici: İnsanlar artık üretmiyor, konumlanıyor. Doğru yerde, doğru zamanda, doğru kişilerle. Geri kalanı kendiliğinden “değer” oluyor. Ve en kötüsü şu: Kimse bunun sahte olduğunu bilmiyor değil. Umursamıyor. Başlıktaki ayrım bu yüzden kritik: Harita ve toprak. Toprak gerçek. Harita temsil. Ve artık kimse toprağa bakmıyor çünkü harita daha kullanışlı. Daha temiz. Daha kontrol edilebilir. Gerçek dağınık, temsil düzenli. Bu yüzden insanlar gerçeği kaybettikleri için değil, temsil daha işlerine geldiği için orada kalıyor. Bu kitap sanat dünyasını anlatmıyor. Sosyal medyayı anlatıyor. İlişkileri anlatıyor. İnsanların kendilerini nasıl sunduğunu anlatıyor.
Edebiyat
Harita ve TopraklarMichel Houellebecq · İthaki Yayınları · 2022106 okunma
Yaşayamayanın Günlüğü
8/10
·680 syf.··
2025 19. kitabı
Huzursuzluğun KitabıHuzursuzluğun Kitabı bir hayat anlatmıyor. Daha sert bir şey yapıyor: yaşayamama hâlini estetize ediyor. Fernando PessoaFernando Pessoa burada bir karakter kurmuyor; bir bilinç kuruyor. Ve o bilinç sürekli aynı yere dönüyor: eylemsizlik. Ama bu bir başarısızlık gibi sunulmuyor. Aksine, sanki bir üstünlükmüş gibi işleniyor. Dünya sıradan, insanlar yüzeysel, hayat banal… O yüzden geri çekilmek neredeyse bilinçli bir tercih gibi duruyor. Ama mesele tam da burada problemli. Çünkü kitap, yapamama hâlini analiz etmiyor; onu meşrulaştırıyor. Emil Michel CioranEmil Michel Cioran’ın şu cümlesi bu metnin ruhuna fazla iyi oturur: “Yaşamak için sebeplerimiz yoksa, yaşamamak için de yoktur.” Pessoa’nın dünyasında da benzer bir askıda kalma hâli var. Ama Cioran o boşluğu bir uçurum gibi gösterir; Pessoa ise o boşluğu bir oda gibi döşer. İçine yerleşir. Hatta konforlu hâle getirir. Bu yüzden metin bir noktadan sonra şuna dönüşüyor: hareketsizliğin poetikası. Tekrarlar bilinçli, evet. Ama aynı zamanda sınırlayıcı. Çünkü zihin açılmıyor, genişlemiyor; sadece kendi içine kıvrılıyor. Bu noktada Kafka’yı hatırlamak gerekir. Kafka da sıkışmayı yazar ama o sıkışma bir gerilim üretir. Pessoa’da ise gerilim yoktur; sadece sürekli ertelenen bir varoluş vardır. Robert MusilRobert Musil, “ Niteliksiz Adam 1Niteliksiz Adam 1 ve Niteliksiz Adam 2Niteliksiz Adam 2”da modern insanın karar verememe hâlini anlatır ama o kararsızlık bile bir düşünsel hareket üretir. Pessoa’da ise hareket bile askıya alınır. Düşünce, eylemin yerine geçmez; eylemin yokluğunu örter. Ve belki de en rahatsız edici tarafı şu: Kitap, hayattan uzak durmayı bir tür incelik gibi gösteriyor. Oysa bu incelik değil. Temas edememek. Bu noktada Friedrich NietzscheFriedrich Nietzsche’nin sert bir ayrımı devreye girer: “Yaşamak için nedenleri olan kişi, hemen her nasıla katlanabilir.” Fernando PessoaFernando Pessoa’nın metni ise bu nedenleri üretmekle ilgilenmez. Tam tersine,
Duygu ve Düşünce
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,5bin okunma