Kaan Ö.

Kaan Ö.
@gavroche
29 kütüphaneci puanı
125 okur puanı
Mart 2013 tarihinde katıldı
hımmm...
...gereğince sıkı ve titiz bir entelektüel disiplinden yoksun bir iki kuşak pratik yaşamda da gayet ciddi bozulmalara yol açmaya yetmiş, teknik meslekler de içinde olmak üzere bütün dallarda beceri ve sorumluluğa giderek seyrek rastlanır olmuştu... ...Şurası bilinmekte ve sezilmektedir ki, düşünme denen şey saflığını ve uyanıklığını yitirdi de usun saygınlığı kalmadı mı, gemiler ve arabalar da doğru dürüst işlemez olur, mühendisin hesap cetvelinin de, banka ve borsa matematiğinin de tüm geçerlik ve otoritesi sarsıntıya uğrayıp tökezler, anarşi boy gösterir. Uygarlığın dış yüzünün de, tekniğin, sanayinin, ticaretin de ortak bir entelektüel ahlak ve dürüstlük temelini gereksindiği düşüncesinin genel kabul görmesi kuşkusuz yeterince uzun zaman almıştır.
Sayfa 33 - Yapı Kredi Yayınları
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aşk ve sevgi için yokluk, ateş için rüzgar neyse odur; küçük olanları söndürür, büyüklerini ise körükler. Histoire Amoureuse des Gaules, Roger de Bussy-Rabutin
Her birimiz iki kişiyiz; iki insan karşılaşıp, yakınlaşıp birbirine bağlandığında dördünün yıldızının barıştığı enderdir. Hareket edenin içindeki hayalci adam, zaten hareketliyle sık sık bozuşurken, Öteki’nde var olan hareketliyle ve hayalciyle nasıl dalaşmasın?
Can Yayınları
İhtiyaç duyduğumuz şeyleri istememiz insanca bir davranıştır, yalnızca gerekli olanı değil, arzulanır bulduğumuz şeyleri istemek de insancadır. Hastalıklı olan, gerekli olan ile arzulanır olanı aynı şiddetle arzu etmek, kusursuzluk özlemi yüzünden, ekmeksiz kalmış gibi acı çekmektir. Romantizm hastalığı budur işte: sanki sahip olmanın bir yolu varmış gibi Ay’a göz dikmek. “Para yoksa ekmek de yok.”
Can Yayınları
Uygarlık, bir şeye uymayan bir ad vermekten, sonra da oturup bunun sonuçları üzerinde hayal kurmaktan ibarettir. Ve yanlış olan ad ile doğru olan hayal, sahiden de yeni bir gerçeklik yaratır. O şey, sahiden farklı bir biçime bürünür, çünkü biz onu farklı kılmışızdır. Gerçeklikler üretip dururuz. Hammadde hep aynıdır, ama sanatın yarattığı biçim, o şeyin aynı kalmasına engel olur. Çam ağacından yapılmış bir masa, gerçekten de çamdır, ama aynı zamanda masadır. Başına oturduğumuz şey de bir masadır, çam kütüğü değil. Aşk cinsel bir içgüdüdür; ama sonuç olarak cinsel içgüdümüzle değil, bir başka duygunun var olduğunu varsayarak severiz. Ve bu varsayım da hakikaten başlı başına, başka bir duygudur.
Can Yayınları