erkeklerden nefret ettiğimin farkındaydım, fakat bu sırrı uzun yıllar başarıyla sakladım. en çok nefret ettiğim erkekler bana öğüt vermeye kalkışanlar ya da beni yaşadığım hayattan kurtarmak istediğini söyleyenlerdi. onlardan daha çok nefret etmem, benden daha iyi olduklarını ve yaşamımı değiştirmek için bana yardımcı olabileceklerini sanmalarındandı. şövalye gibi görürlerdi kendilerini; başka koşullarda oynayamadıkları bir roldü bu. benim düşük bir insan olduğumu anımsatarak, kendilerini soylu ve üstün hissetmek isterlerdi.
ne dogumumuz ne olumumuz ne de dogumla olum arasinda can cekiserek surdurdugumuz hayatlar bize ait. baskalarinin isteklerinden doguyor, baskalarinin istedigi gibi yasiyor ve baskalari yuzunden oluyoruz. bizim sandigimiz hayat bizim degil, bizim sandigimiz beden bizim degil.