Hâlimi gördükçe men'-i ehl-i ışk eyler fakih
Huccet-i maktû'u yok eyler kıyas ile amel.
(s. 297, Gazel 173)
Işk bedeni kurutur; kalbi nurlandırır. İşk'ın en son aşaması, seven ile sevilen, âşık olan ile olunan ayrımının ortadan kalkması ; sadece sevginin ve ışk'ın kendisinin kalmasıdır. Leylâ, Mecnûn'a varınca, Mecnûn:
"Çekil git! Leyla ile meşgulüm" demiştir. Işk, tüm kemâlâtı toplar; bu da Hakk'tır. Fuzuli bu durumu şu beyitlerle dile getirir:
Sen Fuzuli kıl kemâl-i akl kesbin yoksa ben
Kâmil-i ışkım dahi özge kemâli neylerim.
(s. 310, Gazel 186)
Ser-menzil-i her murâda reh-berdir ışk Keyfiyyet-i her kemâle mazhardır ışk Gencîne-i kâinata gevherdir ışk
Tahkikte hem zât-ı mutahhardır ışk.
(s. 513, Rubaiyyat 53)