GBade

GBade
“Onun varolmadığı yer ve zamanlarda bulunmaktan nefret ederim. Yine de ben hep giderim ve o, peşimden gelemez.”
7/10
·360 syf.·
2020 13. kitabı
Kurak,oldukça övülen yorumlarının etkisiyle aldığım bir kitaptı. Doğrusunu söylemek gerekirse konusu beni öyle çok cezbetmemişti. Gizem ve merak unsurunun oldukça fazla olduğunu duyunca hemen okumaya başladım. Çoğu poliseye romanından en büyük farkı içinde iki olay bulundurması. Birincisi kesin olarak cinayet olduğu bilinen bir olay ikincisi ise tamamen bir muamma. Diğer bir farkı ise başrol de ki dedektifimizin cinayet masasında çalışmaması.Söylemem gereken ilk şey iki olayın da gayet mantıklı ve insanın aklında soru işareti bırakmayacak şekilde açıklanmasıydı.Bunu her yazar başaramıyor ne yazık ki. Bir bakıyorsunuz olay çözülmüş,kitap bitmiş ama hala eksik noktalar,yerine oturmayan parçalar var. Bu kitap o yönden oldukça tatmin ediciydi. İçinde öyle aşırı bir hareket/aksiyon unsuru içeren bir roman değil. Durgun ilerliyor ama gizemini de koruyor. Aynı zamanda geçmişten de kesitler içeriyor. Genelde çoğu kitapta favori bir karakterim ya da kendime yakın hissettiğim biri mutlaka olur ama bu kitapta ne bir karakteri çok sevdim ne de birinden nefret ettim. Bir karakteri şekillendirmeyi,bir aktörün rolünü iyi oynamasına benzetirim. Ancak o benlik tamamen kabullenildiğinde ortaya okuyucunun veya seyircinin bazı duyguları hissedeceği karakterler çıkıyor. Romantizminde oldukça az bulunduğu bir kitaptı ki zaten polisiyede en son aradığım özelliklik yoğun romantizm barındırmasıdır. Her ne kadar kurguyu sevsem de kitap bana o kadar da hitap etmedi. Öyle hızlıca okuyarak bitirdim ve sonun mantıklı olmasına sevindim. Merakla sayfaları çevirmek,hızlıca ve yorulmadan bir kitap okumak isteyenler için oldukça ideal bir kitap olduğunu düşünüyorum.
KurakJane Harper · İthaki Yayınları · 2017260 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·838 syf.·
2020 12. kitabı
Outlander serisini ilk duyduğumda 4-5 yıl önceydi. O sıralar dizisinin de çekilmesinden dolayı oldukça popülerdi. Bir kaç kişinin de ballandıra ballandıra anlatması sonucu listeme ekledim. İlk kitabı okumaya başladığımda bir yandan da acaba 8-10 kitap yazacak kadar gelişebilir mi olaylar diye düşünmedim değil. Bu yüzden serinin tamamını almadım. Ve seriyi okumayı düşünenlere de aynısını tavsiye ederim. Konu gittikçe sıkıcı hale gelir okunmazsa en azından kitaplıkta boşu boşuna durmaz. Her neyse ilk kitabımıza dönersek;konu olarak çok beğendim. Kahramanımız 1900'lü yıllarda yaşarken birden tesadüf eseri bir taşa dokunmasıyla zamanda yolculuk yaparak 200 yıl gerisine gidiyor. Oldukça ilgi çeken bilim kurgu/fantastik yanı olmasının dışında bir de bolca tarihi detaylarıda içeriyor. Kitaba başladığım an kendimi hemen kurgunun akışına kaptırabildim ve son 50-100 sayfaya kadar da zevkle okudum. Ama beklentimin dışında şeyler de oldu mesela fazlasıyla uzun erotizm sahneleri içeriyor. Oysa ki bu kitaba ilk başladığımda hiç o tarz bir şeye dönüşeceğini düşünmemiştim. Diğer yorum yapanların da deyimiyle "Balayı" sahneleri gereksiz bir şekilde uzatılmıştı diyeyim. Onun dışında tarihe dayalı oldukça öğretici diyebilirim. O yıllarda İskoçların,İngilizlerle olan mücadelesini,cadılara ve büyülere karşı halkın tutumunu ve yaşanan siyasi olayları güzel bir şekilde aktarmış yazar. Ama buna rağmen yine de durgun bir kitaptı. Elime aldığımda daha aksiyon ve macera yüklü bir kitap okumayı bekliyordum ama daha çok diyaloglar ve içsel duygular barındırıyordu. Bu beni sıkmadı ama yeterince tatmin etmedi de ne yazık ki. Ama baş karakterimiz Claire'in güçlü bir karakter olmasını sevdim. Şimdilik ikinci kitabıda okumayı istiyorum ondan sonra üçüncüyü de büyük ihtimal okurum ama istediğimi tam
YabancıDiana Gabaldon · Epsilon Yayınları · 20241,231 okunma
6/10
·336 syf.·
2020 11. kitabı
Uzunca bir süre merak ettiğim ama bitirdiğim zaman beni hayal kırıklığına uğratan bir kitap oldu. 1-2 yıl önce konusunu okuduğumda hemen almak istemiş ve okuma listeme eklemiştim. En son ki kitap alışverişimde serinin iki kitabını da aldım ve heyecanla okumaya başladım. Bir kez daha anladım ki lise de geçen veya 16-17 yaşındaki kahramanları içeren romanların çoğu beni tatmin etmiyor. Konu olarak o kadar özgün ve yaratıcıyken anlatım olarak nasıl bu kadar basit ve yavan kalmış anlamadım. Belki de uzunca zamandır yoğun betimlemelerin ve ruh hallerinin olduğu kitapları daha çok okuduğum için bu çok basit kaldı. Bu durumun olumlu bir yanı da var tabii;okumayı oldukça kolaylaştırıyor. Kitabı elime aldım ve bir an da bitti,anlamadım bile. Bu yüzden çerezlik dediğimiz tarzda kitap okumak isteyenler için birebir olacaktır. Ayrıca kahramanımız her gün başka birinin bedenin de uyandığı için her bölümde yeni bir karakter,onun ailesi,yaşamı,kişiliği,yaşadığı hayat,arkadaşları,aşkı vs farklı biriyle tanışıyoruz ve bunu yapmak oldukça zor olsa gerek. Bu kısım için yazarı tebrik edebilirim. Ama onun dışında karakterin hemen şıp diye hemen aşık olması ve her bölümde ben yeni karakterlere odaklanmaya çalışırken kızı düşünmesi beni sıktı diyebilirim. Bu tarz romantizm ağırlıklı kitapları pek sevmiyorum ne yazık ki.Bir şeyler eksik gibiydi hep bilemiyorum. Tam istediğim şeyi alamadım diyebilirim. Zaten sonu da ikinci kitaba davet bırakacak şekilde bitti. Artık umutlarım ikinci kitapta.
Her GünDavid Levithan · Pegasus Yayınları · 20152,179 okunma
8/10
·592 syf.·
2020 9. kitabı
Çok değişik bir hikaye okudum. Sanki masal gibiydi. Birbirinden çok farklı iki mistik yaratığı aynı macerada bir araya getirmek ve aralarında bir bağ,arkadaşlık ve sevgi kurabilmek oldukça yaratıcı bir fikir olmuş. Öyle hakkında çok yorum okuduğum ve arka kapak yazısına bakarak aldığım bir kitap değildi açıkcası. Sadece adını gördüm ve oldukça değişik ve özgün bir şeyler barındıracağını düşündüm ve öyle de oldu. Her ne kadar "cin" kavramı ve varlığı hakında bir şeyler bilsem de "golem" kavramı yabancıydı benim için. Tamamen bu kitapta öğrendim ne olduğunu. Ve ilk başta iki varlıkta gözüme korkutucu görünse de Ahmet ve Havva karakterlerinr büründükleri an sevmeye başladım. Gözüme bir sevimli geldiler;Havva'nın sürekli kendine hata yapması gerektiğini hatırlatması ve Ahmet'in bir dakika yerinde duramayışı... Kitap akıp giderken farkında olmadam karakterlere ısınıyorsunuz. Sadece bu iki karakterin buluşmasını çok uzatmış gibi geldi bana yazar. Arkadaşlıklarına dair kısımları daha çok okumak isterdim ben. Bunun dışında yazarın Yahudilik ve İslam dinindeki varlıklar dışında İbni Malik'in başına gelen olayı ve diğer dinlerden de bir şeyler katması oldukça hoşuma gitti. Farklı dinlerin inanç ve ibadetlerini bir arada vermek kitaba ayrı bir hava katmış bence. Sonu tam istediğim gibi bitmedi diyebilirim. Sanki bir şeyler eksikti veya sözlenecek bir kaç şey daha varmış gibiydi ama bütünüyle bakıldığında oldukça güzel,özgün ve akıcı bir kitaptı.
Golem ve CinHelene Wecker · Panama Yayıncılık · 2019464 okunma