GBade

GBade
“Onun varolmadığı yer ve zamanlarda bulunmaktan nefret ederim. Yine de ben hep giderim ve o, peşimden gelemez.”
7/10
·393 syf.·
2017 41. kitabı
Eminim ki Paula Hawkins'in ilk kitabı olan Trendeki Kız'ı bir çoğunuz okumuşsunuzdur. Karanlık Sularda yine bu yazarın ikinci kitabı. Ama Trendeki Kızla benzer ve farklı yönleride var. Olay Londra'nın küçük bir kasabası olan Beckford da ünlü, Ölüm Göleti adındaki bir gölet etrafında dönüyor. Gölette 1679 yılında Libby adlı bir kızın ölümünden başlayıp 2015 e kadar o gölete atlayıp intihar etmiş kadınları anlatıyor. Sadece kadınların ölü bulunduğu bir gölet olduğu için "sorun çıkaran,başa bela olan kadınların atıldığı yer"diye anılıyor. Nel Abbot bu kadınlardan biri ve bir gün o gölü çok sevmesine ve gölde yaşanmış intihar olayları hakkında bir kitap yazmasına rağmen gölette ölü olarak bulunuyor. Kardeşi Julia(Jules) ve kızı Lena ve dahil olay 10-11 kişinin ağzından anlatılıyor. Ben bu tarz bir çok kişinin görüşünden anlatılan romanları her ne kadar çok sevsem de bu kadar çok kişinin bakış açısıyla anlatılması benim bile kafamı karıştırdı. Hatta şablon çıkarmak zorunda kaldım.Trendeki Kızla ikinci benzerliği ise belirli tarihler arasında gerçekleşmesiydi. Trendeki Kız,1 hafta gibi bir süre zarfında ilerlerken,Karanlık Sular 10-25 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşiyor. Sonra Eylül-Aralık-Ocak ayları arasında hızlı geçişler yapıyor. İki kitapta da son kısma kadar katilin kim olduğunu tahmin edemedim. Özellikle Karanlık Sularda katilin kim olduğunu belirlemek daha zor diye düşünüyorum çünkü oldukça gizem doluydu.Bir çok kişinin ağzından yazıldığı için tam olarak bir karakteri çözemiyor,iyi mi yoksa kötü mü anlayamıyorsunuz.İkinci olarak konuya direk girdiği için ilk sayfalarda oldukça kafanız karışıyor. Beni şablon çizecek kadar zorlayan ilk kitap olduğunu söyleyebilirim. İçinde bir çok kişinin sırrını barındırdığı için beni oldukça içine çekti nasıl başladım nasıl
Karanlık SularPaula Hawkins · İthaki Yayınları · 20172,217 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
7/10
·376 syf.·
2017 39. kitabı
Kitabın son kısımları hariç çokta polisiye içeriyor diyemeyeceğim ama acayip derecede merak uyandıran bir kitap.Konu şöyle ki:Nora 10 yıldır görüşmediği eski en yakın arkadaşının bekarlığa veda partisine,ormandaki bir cam eve çağrılıyor. Bütün olaylar bu şekilde başlıyor. Ben kitaptaki gibi ormanın içinde bir cam evin hayalini defalarca kurmuştum ama bu kitaptan sonra açıkcası bu fikre şüpheyle yaklaşmaya başladım.Kitap,benim en sevdiğim tarz olan geçmiş ve şimdiki zaman arasında bölüm bölüm ayrılmış. Yazarın dili oldukça basit ve akıcı ya da çeviri güzel yapılmış. Kitapta hep bir şeyler eksik gibi hissettim okuduğum süre boyunca o da sanırım arkasındaki tanıtım yazısından dolayı. Arkasını okuduğumda baya aksiyonlu,ormanın içinde bir katil-kurban kovalamacası tarzı bir şeyler bekledim. Ama son sayfalarına kadar oldukça durgundu. Sadece şimdiki zamanda anlatılan olaylara ne sebep olmuş diye merak ediyorsunuz. Yazarı tebrik etmem lazım çünkü okuyucuya o merak unsurunu çok güzel vermiş,sırf bu yüzden bir çırpıda okuyup bitirmek sonunda ne olduğunu öğrenmek istiyorsunuz. Ayrıca güzel ters köşeler yapmış. Hiç beklemediğim bir kişi çıktı suçlu ve kesinlikle bu kişinin sorunlu bir karakteri olduğunu düşünüyorum. Yani sırf bunun için değer miydi be diyorsunuz kitap sonunda. Kitap hiçbir şekilde romantizm içermiyor. Polisiye unsuruda çok yoğun diyemem ama gerici sahnelerin olduğu bir gerçek. Çok fazla cinayet,polis veya benzeri şeyleri sevmeyen ama gerilim okumak isteyenler için güzel bir alternatif olduğunu düşünüyorum.
Kapkaranlık OrmandaRuth Ware · Yabancı Yayınları · 2016665 okunma
6/10
·304 syf.·
2017 38. kitabı
Evet,kapağı cıvıl cıvıl ve tam da bu zamanlarda baktıkça insanın içini açıyor ama kapak her ne kadar baharsa içerik o kadar sonbahar/kış. Birazcık lise dizisi tadında,geçmişini aşmaya çalışan iki genç hakkındaydı. Baş karakterlerimizin,yani Lilah ve Chase'in anneleri çocukluktan beri birbirinin en yakın arkadaşı. Evlenip,çocukları doğana kadar hiçbir şekilde ayrılmıyorlar taki bir gün Lilah'ın annesi korkunç bir hata yapana kadar. Yaptığı hata hem kendi ailesini hemde en yakın arkadaşının ailesini etkiliyor. Yazar hem annelerin geçmişte yaşadığı anlarını hemde Lilah ve Chase'i şimdiki zamanda anlatıyor. Ve şimdiki zamanda geçen bölümler hem Lilah'ın hemde Chase'in ağzından anlatılıyor. Benim en sevdiğim anlatım tarzı olduğu için okurken aynı anda iki kişininde düşüncelerini ve geçmişte yaşananları öğrenmek çok eğlenceliydi. Lilah'ın çok bencil bir karakter olduğunu düşünüyorum çünkü annesinin yaptığı hata yüzünden suçlu birini arıyor ve en yakın arkadaşına suçu yüklemeyi daha kolay bulduğu için Chase'le arasına mesafe koyuyor. Tam olarak uyuşturucu,partiler,ailesinin işlediği suçun cezasını çeken çocuklar ve yanlış seçimler ile ilgiliydi. Bir nevi gençlik romanı da diyebilirim. Kitabın %70 i oldukça durgundu. Sürekli okul,ev ve uyuşturucu partileri arasında gidip geldi. Kahramanlar arasındaki konuşmalar ve yaşananlar da gayet sıradandı. Dediğim gibi günlük lise yaşamı tarzındaydı ve sonu da tahmin edebilecek bir kitaptı.Sayfa sayısı azdı ve dili oldukça kolaydı,bu yüzden reading slump dönemlerinde ideal olabilir.
Baharın PeşindeR. S. Grey · Martı Yayınları · 2016377 okunma