Masum ve teslim olmuş tabiat her an her saniye her dakika her gün her mevsim içinden gelip geçenleri yıkayıp arıtıyor; kendi saffeti ile biz kalbi kara kullara tevbeye ve teslimiyete çağırıyor ya;
Hayfa!
Eşref-i mahlukat bu çağrıya kulak tıkıyor.
Yarabbi bizi kalbi mühürlenmişlerden kulağı tıkanmışlardan gözü görmezlerden eyleme rahmetinden mahrum bırakma bizleri Huşunun ardı duadır. Duanın ardı gözyaşı.
Dua ademoğluna en çok yakışan haldir.
Benim yüzüm yerde gerek
Bana rahmet yerden yağar demektir
Huşu için üzerinde Allah lafzı yazan bir karpuz çekirdeğine ihtiyaç var mı? Karpuzun yaprağı meyvesi rayihası rengi tadı yetmiyor mu?
Bir damlacık su bir kar tanesi bir çift kiraz bir çocuk gülümsemesi bir kumru yöneticisi yetmiyor mu?
Vakarla susan kayaların denizde yüzen balıkların yumurtayı çatlatıp çıkan yavruların göçe hazırlanan göçmen kuşların ayın yıldızların göldeki kamışların kalp atışları duyulmuyor mu?
Duyuluyorsa eğer
İşte o zaman
Yani aniden ilahi bir hakikatin keşfedilmesi sırasında kalbe gelen ürperti duyulacaktır işte huşu budur
Sevgiden saygıdan hayranlıktan hayretten hayretten kelimelere sığmayan bir sessizlikten duyulan şey. insanoğlunu Rabb'i ile baş başa bırakan şey