Siz ey sağlıklı ve varlıklı olanlar
Ey işleri tıkırında gidenler
Ey karnı tok sırtı pek yüzü gülenler
Ey seçim kazananlar ve koltuğa kurulanlar
Ey dolar uçuranlar ve muslukların başını tutanlar
Siz ey güç odakları silah sahipleri söz ustaları
Beş vakit namazını cemaatle kılanlar gece teheccüde kalkanlar zikir ile coşup nara atanlar defalarca hacca gidenler
Bir koyup beş kazanan tüccar yağlı müşteriye yaltaklanan esnaf aracılar tefeciler bankerler
Ey mangalda kül bırakmayan siyasiler
Bilim babaları akademisyenler
Emirle demiri kesebilenler
Unutmayın
Yoksullar sizi bekliyor
Bir niyet bir haber bir adım
Bir gülüş bir kucak baş yaslayıp ağlanacak bir omuz bir nefes bir gölge bir sığınak
Evet bekliyorlar sadece bekliyorlar
Ezelden takdir edilen Ateşten gömleği giymiş bekliyorlar
Ağızlarını açsalar bir ah ile bulutları tutuşturabilirler
Harekete geçseler yer yarılır gök çöker
Duaları da bedduaları da makbuldür
Kaderin eli onları bekletirken sizi yürütecek
Bekleyebilmenin ve yuruyebilmenin sınavıdır bu
Rahmete gark olmuş bir güzel yolun bir güzel yolcusu olacaksınız
Elbette Bu halis niyet bu Salih amel bu temiz kalp bu atılan ilk adım sizi menzile ulaştıracak
O menzil kutlu bir menzildir
Orada başınızı gökyüzüne kaldıracak ve hilali göreceksiniz
Aaa ramazan gelmiş diyeceksiniz
Ramazan sizi yoksullarla bulusturacak
Şimdi bugün ertesi gün her zaman bir ömür boyu
İşte o zaman
Yoksullar sizi bekliyor
izbelerde harabelerde barakalarda küflü nemli karanlık odalarda bekliyorlar
Naylon çadırlarda toprak damlı evlerde kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde ve şehrin göbeğinde
Kanlı gözlerine ufkaa dikmiş bir heykel gibi hareketsiz sessiz dalgın bekliyorlar
Bebeler açlıktan ağlıyor anaların göz pınarlarından Yaş Yerine Kan Akıyor
Cocukların dalgın bakışlarından çelik parıltılar fışkırıyor
Babalar yumruk sıkıyor ve askerdeki Oğullar Gökyüzünde bir Turna katarı arıyor
Dedelerin ağzı kapalı
Nineler ses vermiyor
Gelinler Yaslı
Ve çelimsiz genç kızları dengesiz beslenme, akrabaları borç, komşular ağıt bekliyor
Köşe başlarında çamurlu ıssız sokaklarda karın yağmurun ve gökdelenlerin arasında dağ başlarında tarlalarda
Kapısına kilit vurulan atölyelerin önünde bekletiyorlar
işsiz umutsuz aç yorgun hasta küskün sessiz ve kimsesiz
Dua itiraf etmektir
ilahi suçluyum günahkarım ama pişmanım beni affet demektir
Burada muhtemel hatta mutlak cezanın korkusundan çok Cenab-ı Hakk'ın rızasını kaybetmenin ezikliği vardır
Günahtan duaya açılan yolun kapısı samimiyettir
Ve pişmanlık, o gönül yangını, o muhteşem duruş duanın ilk kıvılcımı
Dua inancın yalın hali
Kulun Yaradana teslim olduğu an
Dua kabul olma şuuru
Sonsuz kudretin huzurunda yetersizliğin çaresizliğin idraki
Dua bir sığınma hali. Sığınmanin en asil çehresi. Rabbin azameti karşısında kendi hiçliğini kavramanin uç noktası.
Bu noktada benlikten bir zerre dahi bulunmaz. Tam bir yok oluş, ta ki yegane varlık seni var edene kadar
Duaya duran kimsede ne arzu ne ihtiras kalmıştır. Semaya açılan eller rahmet ve merhamet dilemektedir, gözyaşları bunun için akmaktadır. Ümit ve korku arasında kıvranan ruh bu atılımla ümide doğru yaklaşır. İlahi vecd onu coşturmakta sonsuz bir sevince garketmektedir