Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
— Haklısın Rasih! Şimdiden sonra kimseye ne gülerim ne de bakarım.
— Hayır, Ferhunde... Sana, kadınlığından fedakârlık et, demiyorum. Bak, gül... Yalnız ümit vererek değil...
— Fakat onlar kendiliklerinden ümide düşerlerse?
Rasih Nevres güldü:
— Hıh! Dedi. Öyle hayal hastaları vardır. Lâkin onlar mütecaviz değillerdir. Benim kimleri kasdettiğimi, kimlerden bahsetmek istediğimi sen pekâlâ anlıyorsun. Senin etrafında hayran ve takdirkâr bir hâle bulunması, benim gururumu okşamıyor mu zannediyorsun? Bu asırda aşk da bir spor rökoru haline geldi. Müsabıkların adedi aşkın şiddetini artırıyor, hız veriyor.
''Bir şey demek istediğim yok. Birkaç zavallıya ümit veriyorsun. Bu sana değil, cinsiyetine ait bir günah, bir hilkat hatası. Hiç sevmediğin hatta sevmekliğine, beğenmekliğine imkan ihtimal olmayanlara bile gülüyorsun... Çünkü onların hayran ve takdirkar nazarları senin kadınlık zâfını tatmin ediyor. Sana tavsiyem pek ileri gitme! Demektir. Bunu kendim için, kendi hesabıma söylüyorum zannetme. Hayır. Katiyyen aklına böyle birşey gelmesin. Senin için, senin hesabına söylüyorum. Ümit verdiğin zavallılar, senin kendi vehminde çizdiğin hududu tecavüz ediverirler bir gün. Hiç yoktan evet hiç yoktan adın çıkar. Hem adını o, hayranların çıkarırlar.''