“Vazgeçilmez olmamak hiç de fena bir şey değil.”
10/10
·152 syf.··
2026 5. kitabı
Gianrico Carofiglio’nun "Sabahın Üçü"romanı, baba-oğul ilişkisini sessiz,sade ama derinden işleyen çok özel bir metin. Roman,epilepsi tedavisi gören genç Antonio’nun,iyileştiğini anlamak için 48 saat boyunca uyanık kalması gereken iki gün iki geceyi anlatır.Fakat bu uykusuzluk süreci sadece tıbbi bir bekleyiş değil; yıllardır birbirine mesafeli duran bir baba ile oğlun birbirini yeniden tanıma yolculuğuna dönüşür. Marsilya sokaklarında geçen sohbetler;müzikten aşka,felsefeden matematiğe kadar uzanırken aslında en temel meseleye dokunur:İnsan bazen en yakınına bile ne kadar uzak kaldığını çok geç fark eder. Kitabın en güzel tarafı,büyük cümlelerle değil,küçük anlarla insanın içine işlemesidir.Baba ve oğul arasında dramatik patlamalar yoktur;daha çok suskunlukların arasından gelen bir yakınlaşma,geç kalmış bir anlama çabası vardır. “Kimi zaman vazgeçilmez olduğunu zannedersin… ama sonra vazgeçilmez olmadığını fark edersin” düşüncesi, romanın en çarpıcı yerlerinden biridir. Çünkü insanın olgunlaşması biraz da kendi önemini abartmadan, hayatın bizsiz de akabileceğini kabul edebilmesidir. "Sabahın Üçü", bir hastalık hikâyesinden çok;zamanı, babalığı,gençliği, kırılganlığı ve insanın kendi hayatındaki yerini sorgulatan dingin ve dokunaklı bir roman. “Vazgeçilmez olmamak hiç de fena bir şey değil.” Bazen insan bunu fark ettiğinde küçülmez;aksine özgürleşir.Hayatın bütün yükünü kendi omuzlarında sanmaktan vazgeçmek,insana hem huzur hem de tevazu kazandırır. Çok sade ama çok derin bir cümle değil midir?
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,054 okunma
9/10
·410 syf.·
2026 47. kitabı
Tüm kayıplara, ayrılıklara, hüzünlere, yok oluşlara, acımasızlıklara, zamansızlıklara rağmen sıcacık bir kitaptı. Samimiydi. Tüm karakterler yaşananlar çok gerçekti. Okurken hep bir merak söz konusuydu. Peri ve Abdullah'ın etrafında birleşen hayatlar...Okurken ya şöyle olsaydı denilen yerler...Hayatın onlara getirdikleri ve onlardan götürdükleri üzerine düşünmeler. Hayatlarının geç döneminde de olsa kavuşmaları en güzeli. Masalsı bir roman. Duygularla bezenmiş, insanı içine alan. Okumak şimdiye kısmetmiş, okuru bol olsun. Hissettirdikleri çok derindi. Derinlik arayanlar, satırlarda kaybolmak isteyenler mutlaka okusun.
Ve Dağlar YankılandıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 202242bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Spoiler yok.
9/10
·%27 (23/84 syf.)··
Beğendi
Kitap başlarda biraz zorluyor insanı, gerek dili gerekse akışı olsun biraz alışmak ve anlamak gerekiyor. Ancak 3-5 sayfa okuyunca tamamen hakim oluyorsunuz dile de olayın akış tarzına da. Hem güldüren hem şaşırtan en çokta günümüzde hala yaşanılan şeylere çok benzer bir hikayeye tanık oluyorsunuz. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın mizahı zaten çok güçlü bunu birçok defa okumuştum ama bu romanda toplumsal eleştiriyi mizahla birleştirme biçimini bizzat okuyarak hayran kaldım. Sahiden de çok büyük bir isimmiş, kıymetini bilememek benim ayıbım olsun... Sanırım Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın kaleminden okuduğum ilk eseri bu ancak o kadar geç kalmış bir tanışıklık oldu ki kendime çok kızıyorum daha önce okumadığım için. PDF olarak okumuştum bu kitabı fakat kütüphanem için mutlaka alacağım bu ve diğer tüm eserlerini. Kısaca konuya değinirsem eğer: İnsanların batıl inançlara ve sözde doğaüstü güçlere ne kadar kolay inanabildiğini konu alan mizahi bir roman. Mahallede "efsuncu" olarak tanınan Ebulfazl Enveri'nin etrafında gelişen olaylar üzerinden hurafeler, aldatmacalar ve insan zaafları anlatılıyor. Aradan geçen onca yıla rağmen anlattığı insan tiplerinin hâlâ günümüzde karşımıza çıkabilmesi de kitabı şaşırtıcı derecede güncel hissettiriyor. Öyle güzel işlenmiş ki hikaye hayran kaldım gerçekten çok çok sevdim. Kısacık bir kitap ama insanda çok büyük etkiler bırakıyor. Özellikle son 5 sayfa falan inanılmazdı. Çok büyük keyifle okudum. Muhakkak okuyun.
1000Kitap
Efsuncu BabaHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202010,9bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 17. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:45
Gecenin 02:00 sularında bu incelemeyi gözlerimde yaşlarla yazıyorum. Sevdiğim bir öğretmen arkadaşım oğlum için yazarına imzallattığı kitabı ilk ben okumak istedim ve geç saatlerde bitirmek nasip oldu. Son 50 sayfası kalbim üzüntüden ezilerek ama sonu güzel bitsin diye dua ederek geçti. Harika bir kitaptı. Ve spoiler vermemek için kitap başlarken kurulan cümleler sonuna kadar öyle güzel ilerledi.
Canım ArkadaşımÖzgür Balpınar · Genç Timaş Yayınları · 20222,530 okunma
Denizin Altında Kaybolan Potansiyel
6/10
·280 syf.·
2026 79. kitabı
Selam. Beni yeterince tatmin etmeyen ancak oldukça masalsı olan bir kitaplayız bu gün. Fantastik öğelerle bezeli, Kore mitolojisinden ilham alan ve son yıllarda oldukça ilgi gören Denizin Altına Düşen Kız, özellikle atmosferi ve masalsı dünyasıyla dikkat çeken bir kitap. Ben de kitaba beklentilerle başladım ve okuma deneyimim boyunca hem beğendiğim hem de eksik bulduğum noktalar oldu. Axie Oh'un Denizin Altına Düşen Kız kitabını bitirdiğimde bu kitabın aslında kötü olmadığını düşündüm. Hatta yer yer çok güzel fikirleri, etkileyici sahneleri ve gerçekten ilgi çekici bir dünyası var. Ancak bütün bunlara rağmen bende büyük bir etki bırakmayı başaramadı. Bunun sebebi de sanırım yazarın kafasındaki fikirlerle bunları sayfalara aktarma başarısı arasındaki mesafe. Kitabın en güçlü yanı kesinlikle atmosferi. Denizler, ruhlar, tanrılar, efsaneler ve masalsı anlatım zaman zaman gerçekten büyüleyici bir hava yaratıyor. Özellikle bazı betimlemeler çok başarılıydı. Hatta kitabı okurken neden bazı insanların ona bir Ghibli filmi havası yakıştırdığını anlayabiliyorum. Eğer bu hikâye animasyon olarak izleseydim muhtemelen çok daha fazla etkilenebilirdim. Fakat aynı hissi kitapta alamadım. Çünkü atmosfer ne kadar güçlü olursa olsun hikâye ve karakterler onu desteklemekte zorlanıyor. En büyük sorunlarımdan biri anlatım dilindeydi. Özellikle büyükannenin hikâyeleri o kadar sık tekrar ediliyor ki bir noktadan sonra dikkat dağıtmaya başlıyor. Sürekli "büyükannemin anlattığı hikâyelerdeki kadınlar", "büyükannemin öğrettiği şeyler", "büyükannemin hikâyeleri" ifadelerini görmek karakterin kendi düşüncelerini geliştiremediği hissini yaratıyor. Üstelik bu sadece büyükanneyle de sınırlı değil. Dedem şöyle derdi, ağabeyim böyle söylerdi, büyükannem şunu anlatırdı... Bir süre sonra karakterin
Denizin Altına Düşen KızAxie Oh · Yabancı Yayınları · 2023848 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 54. kitabı
Oğuz Boyları'nın niceliksel (sayısal) olarak en büyüklerinden biri olan Beğdililer, Anadolu'ya geç gelen Türkmenlerdendirler. Harzem bölgesin-de Büyük Selçuklu İmparatorluğu'na bağlı bir beylik olarak varlıklarını devam ettirirlerken, Selçuklu İmparatoru Sultan Sencer'in ölümünden sonra bölgede bağımsızlık ilan ettiler. Kısa bir sürede Asya'nın büyük imparatorluklarından biri haline geldiler. Harzemliler'in Ottar valisinin çirkin ve gaddar bir şekilde 450 kişilik Moğol kervanını katletmesi üzerine; Moğol Hanı Cengiz Han, batıya sefer düzenledi. Harzemşahlar'ın son imparatoru Celalettin Harzemşah, Moğollara karşı destansı savaşlar verirken; Abbasi Halifeleri de, Nizariler de Anadolu Selçukluları da ona yardım elini uzatmadılar. Hatta Abbasiler ve Nizariler; el altından Moğollara yardım ettiler. Temel gerekçeleri, Beğdililer'in Alevi oluşuydu. Bunun bedelini sonradan çok ağır ödediler. Anadolu Selçuklu sultanı Alaattin Keykubat, bu hatasının farkına varıp, yaklaşan Moğol tehlikesine karşı, Harzemşahlar'ın (Beğdili Türkmenleri) kalan güçlerinden yararlanmak için onları yanına çekti ise de eşi Berduli'nin, oğlu 2. Gıyasettin'in ve veziri Sadettin Köpek'in oyunlarına kurban gidip, zehirlenerek öldürüldü. Alaattin Keykubat'tan sonraki Selçuklular da, Osmanlılar da Beğdililere çok acılar çektirdiler
HarzemşahlarVeli Saltık · Liman Yayınevi · 20241 okunma