Şair Ramazan Çetiner Kimdir?
10/10
··
Beğendi
Ramazan Çetiner, duygu ile düşünceyi aynı potada eriten şiir anlayışıyla dikkat çeken dönemin çağdaş şairlerinden biridir. Eğitimci kimliğinin yanında edebiyata olan bağlılığıyla da tanınan Çetiner; eserlerinde insanın iç dünyasını, yalnızlığı, özlemi, kırgınlığı ve varoluş sancılarını derin bir şiir diliyle ele alır. Şairin edebi yolculuğu, yayımladığı ilk kitabı Merhaba ile başlamıştır. Bu eserinde daha çok insan ilişkileri, hayatın sade ama etkileyici yönleri ve içsel duygular ön plana çıkar. Samimi anlatımıyla dikkat çeken kitap, okuyucuyu şiirsel bir iç konuşmanın içine davet eder. Ardından yayımlanan Ferzê ise şairin duygu ve düşünce dünyasını daha yoğun imgelerle yansıttığı eserlerinden biri olmuştur. Bu kitapta yalnızlık, arınma, zaman ve insanın kendini arayışı gibi temalar belirgin şekilde hissedilir. Ramazan Çetiner’in şiirleri ayrıca çeşitli ortak eserlerde de yer almıştır. Öğretmenim Sen Yaz Urfa Okusun adlı kitapta eğitim ve edebiyat ekseninde kaleme aldığı şiirleriyle okuyucu karşısına çıkmış; 100 Yazar 100 Eser adlı çalışmada ise farklı kalemlerle birlikte edebi birikimini paylaşmıştır. Bu eserler, onun yalnızca bireysel bir şair değil; aynı zamanda kültürel ve edebi üretime katkı sunan bir isim olduğunu göstermektedir. Şairin şiirlerinde sıkça rastlanan imgeler arasında gül, diken, sessizlik, yol ve gece yer alır. “Kuru, dikenli bir dal mıdır gördüğüm; / Yoksa vaktine hasret bir gonca gül mü?” dizelerinde olduğu gibi, umut ile kırgınlık arasındaki ince çizgiyi etkileyici bir anlatımla işler. Onun şiirlerinde melankoli yalnızca bir hüzün değil; aynı zamanda insanın kendini tanıma yolculuğudur. Modern şiirin serbest yapısını benimseyen Ramazan Çetiner, kısa ama yoğun anlam taşıyan dizeleriyle okuyucuda derin bir iz bırakmayı amaçlar. Şiirlerinde
FerzeRamazan Çetiner · Kuytu Yayınları · 202012 okunma
5/10
·520 syf.··
2026 9. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 02:39
Aradan geçen 13 yıl sonra seriye devam etmenin mutluluğuyla başladım. Orjinal üçlemenin peşinden yeni bir üçleme haberi aldığımda seri bitmeden elime almam diye bekledim. Tabi ki ilk seri gibi olmasını beklemiyordum ama eski bir arkadaşla karşılaşmanın tadı bir başkadır. İkonik kahramanımız ilk kitapta varla yok arası gibiydi bakalım seri devam ederken daha neler peşinde koşacak..
Örümcek Ağındaki KızStieg Larsson · Pegasus Yayınları · 20151,511 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sevgi, inanç ve dostluk üzerine sımsıcak bir hikaye..
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 02:05
Bazı kitaplar vardır, sadece okunup bitmez; insanın kalbine dokunur, düşüncelerine yerleşir ve uzun süre etkisini sürdürür. Petey benim için tam da böyle bir kitaptı. Bir gecede, elimden bırakamadan okudum. Sayfalar ilerledikçe Petey'in hayatına, yaşadığı zorluklara, hayal kırıklıklarına ve en önemlisi de sevgiyi, dostluğu ve umudu hiç kaybetmeyen güzel yüreğine tanıklık ettim. Bu kitap bana, insanı gerçekten değerli kılan şeyin dış görünüşü ya da sahip olduğu imkânlar değil; sevme gücü, sabrı ve başkalarının hayatına dokunabilme yeteneği olduğunu bir kez daha hatırlattı. Petey'in hayatı boyunca karşılaştığı tüm engellere rağmen kalbinde taşıdığı iyilik, bana umut verdi ve insanlığın güzelliğine olan inancımı güçlendirdi. Kitabın son sayfalarına geldiğimde gözyaşlarıma engel olamadım. Ama bu gözyaşları sadece hüzünden değil; dostluğun, sadakatin, sevginin ve hayatın bütün zorluklarına rağmen yeşeren umudun verdiği derin duygulardan kaynaklanıyordu. Bazen bir insanın hayatına dokunmanın, ona sevildiğini hissettirmenin ne kadar büyük bir anlam taşıdığını Petey sayesinde bir kez daha anladım. Bu hikâye bana, hiçbir zaman umudu kaybetmemek gerektiğini, en karanlık zamanlarda bile bir dost eliyle hayatın yeniden güzelleşebileceğini gösterdi. Belki de hepimizin biraz daha anlayışlı, biraz daha sabırlı ve biraz daha sevgi dolu olmaya ihtiyacı var. Bir gecede bitirdiğim, beni derinden etkileyen ve sonu geldiğinde gözyaşlarıma engel olamadığım bu sıcacık hikâye, uzun yıllar boyunca hafızamda yaşayacak. Eğer kalbinize dokunacak, sizi hem hüzünlendirecek hem de umutla gülümsetecek bir kitap arıyorsanız, Petey'e mutlaka bir şans verin. Çünkü bazı hikâyeler sadece okunmaz; hissedilir, yaşanır ve insana insan olmanın ne kadar değerli olduğunu yeniden hatırlatır."
PeteyBen Mikaelsen · Beyaz Balina Yayınları · 20146,5bin okunma
6/10
·320 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:28
Matt Haig’le ilk kez Gece Yarısı Kütüphanesi kitabı sayesinde tanışmıştım. O kitabı okuduğum dönemde bana oldukça iyi hissettirmişti. Bu yüzden bu kitaba başlarken beklentim de ister istemez biraz yükselmiş oldu ama bu kitap maalesef ki beklentimi karşılayamadı. Kitabın arka kapak yazısını okuduğumda hikâye oldukça dikkat çekici gelmişti. Nadir görülen bir hastalık nedeniyle hücre yaşlanması neredeyse hiç gerçekleşmeyen ve yüzyıllardır aynı görünümünü koruyan bir hastalığa sahip olan Tom’un hikâyesini okuyoruz. Genel olarak Tom’un geçmişe dönük anıları ve günümüzdeki hali olarak ilerliyor. Tom gibi aynı hastalığa sahip başkaları da mevcut. Bu insanlar kendilerini dışarıdan gelecek tehlikelere karşı korumak için bir cemiyete üyeler. Cemiyete göre hepsinin uyması gereken iki önemli kural var: Aşık olmamak ve bulunduğu yerde sekiz yıldan fazla yaşamamak. Bu yönüyle oldukça ilgi çekici ve farklı bir kurgu olduğunu düşünmüştüm ama bana göre bu fikir çok daha etkileyici şekillerde işlenebilirdi. Kurguyu zayıf buldum ve hikâyenin potansiyelinin tam olarak aktarılamadığını düşünüyorum. Sonunu spoiler olmaması adına söylemiyorum güzel bir şekilde bittiğini söyleyebilirim kitabın sonuna kadar zorlayarak okusamda sonu gerçekten güzel bağlanmıştı. Yine de beklentinizi çok yüksek tutmadan okumak isterseniz şans verebilirsiniz. Şimdiden okuyacak herkese keyifli okumalar diliyorum
İnceleme
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,2bin okunma
10/10
·172 syf.··
2026 23. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 01:54
Belki bunu yargılayıcı bir bakış olarak değerlendirebilirsiniz ama yakasında Filistin bayrağı ya da karpuz rozeti gördüğüm, başından, boynundan kefiyeyi eksik etmeyenleri görünce içten içe merak ederim hep; acaba bunları yaparken bu konu hakkında kaç kitap okudu ya da olayların perde arkasına dair bir merakı var mı yoksa sadece sloganlarla ve sembolik nesnelerle mi yaşıyor? Bunları yaparken elbette hiç kimsenin bir uzman gibi konuya hakim olmasını, her soruya cevap verecek kadar bilgiye sahip olması gerektiğini söylemiyorum, ancak baktığınızda bir meseleyi boş sloganlardan bilinçli bir farkındalığa taşımak; o mesele ile ilgili ödediğiniz ya da ödemeye meyyal olduğunuz bedelle de ilintilidir. Bugüne kadar İran haricinde hatta İran'ın da edebiyatı ve sineması haricinde doğuya çok ilgi duyduğum söylenemez ancak biraz da yanı başımızda yaşanan savaşlar, katliamlar hatta Filistin'de yaşanan soykırım, bir insan olarak beni aktüelin içine çekiyor ister istemez. Ancak yine de Twitter'da yazılan flood'lardan ya da YouTube'daki tartışma programlarından fazlasına ihtiyaç duyduğumuz muhakkak. Kitap bu yönüyle sizi sloganların ötesine taşıyıp, konuyu tarihsel, stratejik ve siyasi boyutlarıyla anlamanızı sağlıyor. Dahası olayları yalnızca İsrail-Filistin üzerinden ele almıyor, İran'ın bölgedeki konumu, Arap dünyasında yaşanan gelişmeler ve geleceğe dair tutmuş olduğu projeksiyonlarla derin bir değerlendirme sunuyor. Bana göre Filistin meselesi dünyada en fazla konuşulan ama en az bilinen mesele. Çünkü insanların çoğu bir ideolojiye sahip olduklarında bilgiye ihtiyaçları olmadığı konusunda hemfikirdir. Oysa bu mesele Osmanlı'ya kadar uzanan, ikinci dünya savaşıyla organik bağları olan, soğuk savaştan, İran devrimine kadar karmaşık olaylar silsilesi sonucunda bugünkü noktaya
Filistin İsrail ve İranMehmet Akif Koç · İyidüşün Yayınları · 202412 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 254. kitabı
Zülfü Livaneli, Osmanlı sarayının o tekinsiz, boğucu ve güç savaşlarıyla örülü dehlizlerini; efendi ile köle, iktidar ile mahkumiyet arasındaki o bıçak sırtı ilişkiyi muazzam bir psikolojik derinlikle masaya yatırıyor. Roman, XVII. yüzyılda Topkapı Sarayı’nın zindanlarında, idam edilmeyi bekleyen bir padişah (Şehzade) ile onun çocukluğundan beri yanında olan, ona hem hizmet eden hem de onun celladı olmaya hazırlanan saray hadımı Habeş Süleyman’ın hikayesini konu alıyor. Eser, gücün insanı nasıl canavarlaştırdığını ya da nasıl çaresiz bıraktığını anlatırken, klasik bir tarih romanının ötesine geçerek evrensel bir güç alegorisine dönüşüyor. Livaneli; tahtını kaybeden bir sultanın bir anda nasıl en zavallı yaratığa dönüşebileceğini, köleliğin ise sadece zincirlerle değil, zihinlerde nasıl kökleştiğini Süleyman’ın iç hesaplaşmaları üzerinden harika bir dille işliyor. Kitaba adını veren o soğuk, büyüleyici ve ölümcül "Engereğin Gözü" motifi, saraydaki o sürekli izleme, izlenme, korku ve ihanet sarmalını kusursuz bir şekilde simgeliyor. *Engereğin Gözü*; tarihin tozlu sayfalarından beslenen ama insan doğasının o değişmez karanlığına, taht hırsına, aidiyet duygusuna ve özgürlük kavramına ışık tutan; diliyle, atmosferiyle ve sarsıcı finaliyle edebiyatımızın en özgün ve sürükleyici dönem anlatılarından biridir.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,8bin okunma