Sabah ezanı okunuyor... Ve diğer ezanlardan farklı olarak bir cümle yükseliyor karanlığın içinden:
"Es-salâtü hayrun mine'n-nevm..."
"Namaz uykudan hayırlıdır."
İnsan bu sözü duyunca yalnız kulaklarıyla işitmiyor; sanki ruhunun çok eski bir yerinde yankılanıyor.
Çünkü o cümle yalnızca uykudan uyanmaya değil, bazen gafletten, alışkanlıklardan ve kendi karanlığından uyanmaya da çağırır insanı. Gecenin en sessiz vaktinde duyulan o ses, nedense kalbin en derin yerine kadar ulaşır.
Burada mesele sadece yataktan kalkmak değil. Belki de insanın yıllardır içinde taşıdığı uykudan uyanması... Kendini unuttuğu yerden dönmesi... Dünyanın gürültüsünde kaybettiği hakikati yeniden hatırlaması.
Herkes uyurken gelen bu çağrının insana dokunmasının sebebi biraz da bu galiba. Gecenin son karanlığında, henüz güneş doğmamışken, gökyüzünden bir ses insana şöyle fısıldıyor:
"Daha bitmedi. Hala dönüş mümkün. Hala kapı açık."
diyor.
Ve o an anlıyorsun; ürperen şey beden değil. Eve çağrıldığını hatırlayan ruhtur.