Gözlerim yıkılmayı bekleyen talihsiz binaları taradı. Bir zamanlar bu evde yaşayan İstanbulluları hatırladım,onların bu şehre,kültürümüze kattıklarını. Sahiden de lanetlenmiş gibiydi bu semt. Çekilen acılardan sonra uğursuz rüzgarların eksik olmadığı bir belde gibi... Şehrin dokusuna müdahale edilmişti, sadece bu binalara değil,insanların hayatına da. Bu meşum viranelik, İstanbul’un göbeğindeki bu getto, o toplumsal histerinin bir bedeliydi.