Zamanın İçinde Kalanlar
Puan vermedi·528 syf.·
2026 128. kitabı
Mo Yan’ın Kızıl Darı Tarlaları romanı, yalnızca bir aileyi anlatmıyor; aynı zamanda Çin’in yakın tarihini, savaşın insan hayatında bıraktığı derin izleri ve kuşaklar boyunca aktarılan hafızayı da gözler önüne seriyor. Nobel Edebiyat Ödüllü yazar, büyülü gerçekçiliğin güçlü anlatımıyla tarihi, doğayı ve insanı aynı potada buluşturuyor. Mo Yan’ın Kızıl Darı Tarlaları romanı, bir ailenin üç kuşak boyunca uzanan hikâyesi üzerinden Çin’in yakın tarihine, savaşın yıkıcılığına ve insan ruhunun dönüşümüne ışık tutuyor. Anlatı, bireysel yaşamlarla toplumsal hafızayı iç içe geçirirken, insanın kaderle ve geçmişle kurduğu bağı da görünür kılıyor. Roman, sadece yaşanan olayları değil; bu olayların insanın iç dünyasında bıraktığı izleri de anlatıyor. Bana bıraktığı bir hissi buraya taşıyorum ; “Gerçek âşıklar görünmez bir bağla birbirlerine bağlıdır.” Darı tarlaları roman boyunca yalnızca bir mekân olarak kalmıyor; yaşamın, ölümün, emeğin ve şiddetin iç içe geçtiği bir varoluş alanına dönüşüyor. Doğa burada sessiz değil; olup bitene tanıklık eden, her şeyi taşıyan canlı bir hafıza gibi duruyor. Mo Yan, karakterlerini kesin çizgilerle ayırmıyor. İyilik ve kötülük, sevgi ve nefret, cesaret ve korku aynı insanın içinde birlikte var oluyor. Bu yüzden roman, bir hikâyeden çok insanın kendi iç çatışmasının anlatısı gibi ilerliyor. Zaman, düz bir çizgide akmıyor. Geçmiş, anlatının içine sızıyor; bugünle birleşiyor ve okur, hafızanın aslında sürekli hareket eden bir alan olduğunu hissediyor. Kızıl Darı Tarlaları, yalnızca bir savaş anlatısı değil; insanın kökleriyle, acısıyla ve yaşama tutunma biçimiyle yüzleştiği güçlü bir roman olarak kalıyor. Mo Yan, toprağın yalnızca üzerinde yaşananları değil, aynı zamanda silinmeyen izleri de taşıdığını gösteriyor. Romanı kapattığımda geriye
Kızıl Darı TarlalarıMo Yan · Can Yayınları · 2013980 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 8. kitabı
Kitapta, göz metaforu ve bu metafora geçmiş yüzyıllardan günümüze kadar yüklenmiş anlamlar üzerinde duruluyor. Öncelikle göz ile kastedilen kaos oluşmaması için, tıpkı bir bekçi gibi devamlı gözetimde olma eylemidir. Bu devamlı gözetim, öncelikle Tanrı üzerinden anlatılıyor. Doğal hukukun hakim olduğu zamanlarda, çözümlenemeyen vakıalar ilahi kurallara göre açıklanıyordu. Burada da buna benzer bir durum söz konusu aslında. Göz doğaüstü bir güce aittir. Bu doğaüstü güç ise Tanrı’dır. Burada anlatılan göz, Tanrının Gözü olarak ifade ediliyor. Daha sonra değişen egemenlik algısı ile göz metaforu tanrısallıktan uzaklaşıyor. Bu noktada öncelikle otorite kavramı gündeme geliyor. Hukuku hakikat değil, otorite belirler görüşü benimsenmeye başlanıyor. Otorite egemenlik göstergesidir ve emir verme yetkisiyle sağlanır. Özellikle burada Bodin’in görüşü önemli ve kitapta özellikle yer veriliyor. Bodin’e göre, emir verme yetkisi kimdeyse egemen odur ve ancak egemen olan emir verebilir. Buradan da anlaşılacağı üzere artık devamlı gözetim tanrı gibi metafizik bir güçten, daha somut ve fiziki olan egemene geçiyor. Buradaki egemenden kastımız hükümdarlardır. Bu noktada Thomas Hobbes gibi düşünürlerin görüşleri devreye giriyor. Daha sonrasında meydana gelen olaylar sonucunda artan hak, hukuk, insan hakları, eşitlik, adalet vb. kavramların ortaya çıkmasıyla ve bunun devamında verilen mücadeleler sonucunda anayasalar oluşmaya başlıyor. Ve bu anayasalarda temel insan haklarının sınırlanamayacağı, hükümdarın mutlak yetkilerinin kısıtlandığını görüyoruz. Bu da artık devamlı gözetimin hükümdara değil yasalara ait olmaya başladığını gösteriyor. Günümüzde artık göz metaforu yasalar üzerinden varlığını sürdürüyor. Yani artık kişilerin yönetimi yerine, yasaların yönetimi gündeme geliyor. Kısaca
Yasanın GözüMichael Stolleis · Ayrıntı Yayınları · 202131 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi
Değiştir – Cemile Kurtaş Bazı romanlar, okuyucusuna nesiller boyunca süren sessizliklerin kapısını aralar.Değiştir de tam olarak böyle bir roman. Sevgili yazarımız Cemile Kurtaş, görünürde bir ailenin çatırdayan düzenini anlatırken, aslında kuşaktan kuşağa aktarılan travmaları, öğrenilmiş davranış kalıplarını ve değişimin ne kadar zor olduğunu sorguluyor. Romanın merkezinde Agâh var. Öfkesini bir zırh gibi kuşanan, sevgiyi ve kırılganlığı sert tavırlarının ardına saklayan bir baba... Karşısında ise suskunluğu kader gibi taşıyan Âsi ve babalarının gölgesinde kendi kimliklerini oluşturmaya çalışan çocuklar bulunuyor. Her biri, geçmişin yüküyle mücadele ederken kendi yolunu bulmaya çalışıyor. Kitap boyunca zihnimde tek bir soru dolaşıp durdu: İnsan, ailesinden miras aldığı yaraları gerçekten aşabilir mi? Birçoğumuz hayatımızın bir döneminde “Ben asla annem ya da babam gibi olmayacağım” demişizdir. Ancak geçmiş, çoğu zaman fark etmeden davranışlarımızı ve seçimlerimizi şekillendirmeye devam eder. Yazar da tam bu noktada okuru kendi hayatına dönüp bakmaya davet ediyor. Romanda beni en çok etkileyen unsur ise “çamurdan baba” metaforu oldu. Bu güçlü imge, yalnızca otoriteyi ve sevgisizliği değil, aynı zamanda görünenden daha kırılgan bir yapıyı da temsil ediyor. Yazar; kadınların, çocukların ve sessiz kalmaya zorlananların iç dünyasını büyük bir ustalıkla yansıtıyor. Değiştir, rahatlatan bir aile romanı değil; aksine düşündüren, sorgulatan ve zaman zaman insanı kendi geçmişiyle yüzleştiren bir eser. Kuşaklar arası travmalar, aile içi ilişkiler ve değişimin mümkün olup olmadığı üzerine güçlü bir anlatı okumak isteyenlere tavsiye ederim. Çünkü bazen değişim, geçmişten kaçmakla değil; onunla yüzleşmekle başlar.
DeğiştirCemile Kurtaş · Edebiyatist Yayınevi · 202616 okunma
Puan vermedi
UĞULTULU TEPELER Emily Brontë Yorkshire’ın tekinsiz, rüzgarlı ve kasvetli kırlarında, doğanın vahşi kalbinde filizlenen bir aşk: Catherine ve Heathcliff. Biri malikanenin hırçın kızı, diğeri sokaklardan kurtarılmış gizemli ve yabani bir yetim. Çocukken ruhları bir olan bu iki gencin yolları, toplumsal sınıf farklarının, kibrin ve ihanetin gölgesinde trajik bir şekilde ayrılır. Catherine’in statü uğruna zengin bir aristokratı seçmesi, Heathcliff’in içindeki saf aşkı, önüne gelen her şeyi yutmaya hazır karanlık bir nefrete dönüştürür. Yıllar sonra zengin ve güçlü bir adam olarak geri dönen Heathcliff, sadece kendisine acı çektirenlerden değil, onların çocuklarından ve geleceklerinden de intikam almaya kararlıdır. Emily Brontë’nin Viktorya dönemi edebiyatının tüm kalıplarını yıkan tek romanı Uğultulu Tepeler, iyilikle kötülüğün, aşkla saplantının iç içe geçtiği sarsıcı bir başyapıt. İnsan doğasının en karanlık dehlizlerine inen, tutkunun yıkıcı gücünü iliklerinize kadar hissettirecek zamansız bir klasik. Uğultulu Tepeler, İngiliz edebiyatının en güçlü ve en sıra dışı klasiklerinden biridir. Roman, Emily Brontë tarafından yazılmış ve 1847 yılında yayımlanmıştır. Yazarın tek romanı olmasına rağmen dünya edebiyatının en önemli eserleri arasında gösterilir. Emily Brontë romanı yayımlarken kadın yazarların ciddiye alınmadığı bir dönemde erkek takma adı olan Ellis Bell adını kullanmıştır. Kitap ilk yayımlandığında sert eleştiriler alsa da zamanla bir başyapıt olarak kabul edilmiştir. Uğultulu Tepeler, aslında bir aşk romanından çok; aşkın, tutkunun ve intikamın insan ruhunda açtığı yaraları anlatan unutulmaz bir karakter romanıdır. Bu nedenle üzerinden yaklaşık 180 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ yeni okurlar tarafından keşfedilmeye devam etmektedir.
Uğultulu TepelerEmily Brontë · İthaki Yayınları · 202658bin okunma
9/10
·48 syf.·
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Öncelikle kitap,kitaptaki o samimilik genel olarak güzeldi ama beklentimi karşılamadı :( Otobiyografik kitaplara olan ilgim nedeniyle aldığım bir kitaptı anı kitabı olduğunu da aldıktan sonra fark ettim, bir akış bir hikaye gibi anlatımı olur diye düşünmüştüm.Açıkçası o açıdan beklentimi karşılayamadı maalesef.Bana olaylar çok kopuk kopuk geldi muhtemelen yazar hayatının her bir karesini dağılan puzzle parçaları gibi birleştirebildiği için onun nezdinde bunlar çok anlamlıdır.Bu nedenle anlatıma ayrı bir saygı duyuyorum,geçmiş ve çocukluk, bana kalırsa bir insanda en çok iz bırakması gereken değerlerdendir zaten ve yazar da bunu fazlasıyla hissetmiş. Yaşamak ve hissetmek bazen de sadece kendine anı kalsın diye iz bırakmayı istemek hepsi doğamızda var.İyi ki var. Son olarak;Kitap parça parça gibi olduğu için kitap okuma döngünüze duraklama geldiyse bu akışa yardımcı olabilecek türden bir kitap olabilir örneğin final döneminde bile çok rahat olursunuz dili hafif ve zorlamıyor akıp gidiyor eğer bir çerez olsaydı kesinlikle leblebi olurdu o derece akışta bir kitap. O açıdan tavsiye ederim ama bana kalırsa kafanızın karışık olduğu ya da sınav döneminin,işinizin olduğu bir zamanda okunabilecek türden bir kitap.
Ömer'in ÇocukluğuMuallim Naci · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20198bin okunma
10/10
·224 syf.··
2026 76. kitabı
Merhaba, seriye bu kitapla veda etmiş olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Sanırım bir süre üzerimdeki bu etkisi devam edecek. Kesinlikle söylemeliyim ki serinin açık ara favori kitabı buydu bana göre. O her şeyin yerli yerine oturduğu an, Logan ile beraber yaşadığım aydınlanma hissi müthiş bi şeydi. Dördüncü kitabın sonunda çok sinirlenmiştim. Logan'a "Senin onlardan ne farkın kaldı?" diye sormuştum. Neyse ki Logan işinde olduğu gibi duygusal anlamda da zeki bir adammış. Hatasını erkenden fark etmesi ve kitap hatta seri boyunca yaptığı ince davranışlar beni seriye bir tık daha bağladı. Lana... Gerçekten hak ettiğin sonu yaşadığın için o kadar mutluyum ki sana anlatamam. Lana'nın intikam macerasına ortak olmak çok keyifliydi. Ve bu macera tam da olması gerektiği gibi sonlandı. Ve her kitapta olduğu gibi yan karakterlere daha çok alıştım, daha çok bağlandım.Jake, Hadley ve Leonard sizi çok seviyorum :')) Kitabın benim nezdimde artı puan almasının bir sebebi de sonunda en değersiz görünen, hatta sadece ismi kısa bir anlığına geçmiş olan karakterlerin bile sonunu okumamızdı. Yine de okuyacak olanları uyarmalıyım ki kitapta/seride sizi tetikleyebilecek unsurlar bolca yer alıyor. Bunu sadece cinsellik olarak algılamayın gerçekten çok iğrenç şeyler dönüyor. O yüzden hassas iseniz ve henüz reşit değilseniz lütfen okumayın.
Mindfck 5: Her Yeri Kızıla BoyaS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026214 okunma