10/10
·256 syf.··
2026 48. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 02:05
Turgenyev kitapta yer alan karakterlerin aralarında bulunan kuşak farkını samimi bir şekilde aktarmış. Yazarın kitapta Nikolay karakteri ve oğlu ile arasında ki fikir ayrılıklarının onu tedirgin etmesini çok masum bir şekilde yansıttığını söyleyebilirim. Aynı şekilde Bazarov ile babası arasındaki ilişkide de o masumluğu gözlemleyebiliyoruz.Ana karakterimiz Bazarov aşka,sanata,duygulara,dine,bilime inancı olmayan o dönem ki Rusya’sında gençler arasında öncü nihilist akımını takip eden bir genç. Fakat bu gencimizin Anna’ya olan hislerinde kendi duyguları ile duygulara inanmayan fikirleri arasında sıkışıp kalmasını kendi romantikliği karşısında kendinden nefret etmesini gözlemliyoruz. Romanın başından sonuna kadar sade,samimi ama etkileyici anlatım karşımıza çıkmakta. Kendi doğruları ile çelişen karakterleri, değişen dünyaya adapte olmaya çalışan kahramanları,sosyolojik ve psikolojik derinlikle işlemektedir. Turgenyev eserindeki tüm karakterleri okuyan kişilerin kendi yaşamlarından bir şeyler bulacak bir şekilde bizlere aktarmış. Yazarın aktarma tarzındaki samimi dilden dolayı olsa gerek sabahlara kadar kitabı elimden düşüremedim. Kitabın üzücü bir sonu olmasına rağmen iyi ki okudum dediğim bir klasikti.
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,9bin okunma
10/10
·256 syf.·
2026 20. kitabı
Turgenyev kitapta yer alan karakterlerin aralarında bulunan kuşak farkını samimi bir şekilde aktarmış. Yazarın kitapta Nikolay karakteri ve oğlu ile arasında ki fikir ayrılıklarının onu tedirgin etmesini çok masum bir şekilde yansıttığını söyleyebilirim. Aynı şekilde Bazarov ile babası arasındaki ilişkide de o masumluğu gözlemleyebiliyoruz.Ana karakterimiz Bazarov aşka,sanata,duygulara,dine,bilime inancı olmayan o dönem ki Rusya’sında gençler arasında öncü nihilist akımını takip eden bir genç. Fakat bu gencimizin Anna’ya olan hislerinde kendi duyguları ile duygulara inanmayan fikirleri arasında sıkışıp kalmasını kendi romantikliği karşısında kendinden nefret etmesini gözlemliyoruz. Romanın başından sonuna kadar sade,samimi ama etkileyici anlatım karşımıza çıkmakta. Kendi doğruları ile çelişen karakterleri, değişen dünyaya adapte olmaya çalışan kahramanları,sosyolojik ve psikolojik derinlikle işlemektedir. Turgenyev eserindeki tüm karakterleri okuyan kişilerin kendi yaşamlarından bir şeyler bulacak bir şekilde bizlere aktarmış. Yazarın aktarma tarzındaki samimi dilden dolayı olsa gerek sabahlara kadar kitabı elimden düşüremedim. Kitabın üzücü bir sonu olmasına rağmen iyi ki okudum dediğim bir klasikti.
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·390 syf.··
2026 396. kitabı
Veda, Ayşe Kulin’in Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerini hüzünlü, sürükleyici ve nesnel bir bakış açısıyla ele aldığı, tarihi gerçeklerle harmanlanmış muazzam bir dönem romanıdır. Çöken bir imparatorluğun gölgesinde, hem bir devrin bitişine hem de bir ailenin paramparça oluşuna tanıklık eder. Hikaye, çökmekte olan Osmanlı’nın son Harbiye Nazırı Ahmet Reşat Paşa ve ailesinin konağında geçer. Bir yanda işgal altındaki İstanbul, padişaha ve saltanata sadık kalmaya çalışan devlet görevlileri; diğer yanda ise gizlice Anadolu’daki Milli Mücadele’ye destek veren, Mustafa Kemal’in önderliğindeki harekete gönül vermiş idealist gençler vardır. Konak, bu iki farklı dünya görüşünün ve çatışmanın tam merkezinde yer alır. Ahmet Reşat Paşa’nın yeğeni olan ve gizli bir hastalıkla pençeleşen illegal direnişçi Kemal ile konaktakilerin hayatı, tarihi olayların akışıyla derinden sarsılır. Ayşe Kulin, kendi aile tarihinden de esinlenerek kaleme aldığı bu eserde, dönemin siyasi atmosferini, çekilen acıları, umutları ve hayal kırıklıklarını büyük bir başarıyla yansıtır. Veda, sadece siyasi bir tarihi anlatmakla kalmaz; aşkı, sadakati, vatan sevgisini ve bir devrin kapanırken geride bıraktığı o buruk insan hikayelerini büyük bir ustalıkla sayfalarına taşır.
VedaAyşe Kulin · Everest Yayınları · 202316,8bin okunma
10/10
·500 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:38
Merhaba kitap dostlarım. Bugün sizlere kalemini büyük bir hayranlıkla takip ettiğim değerli yazarım Sema Soykan'ın #Keşke kitabı ile geldim. Bazı kitaplar yalnızca okunmaz; hissedilir, düşündürür ve uzun süre zihninizden çıkmaz. Keşke benim için tam da böyle bir eser oldu. Sema Soykan bu romanında bizleri Köy Enstitülerinin kuruluş yıllarına götürürken, dönemin eğitim anlayışını, toplumsal değişimini ve yaşanan siyasi gelişmeleri, Sabiha ile Fikret'in duygu yüklü hikâyesi eşliğinde büyük bir ustalıkla anlatıyor. Bir yanda ülkesine faydalı olabilmek için emek veren idealist gençler, diğer yanda umutların önüne çekilen engeller... Sayfalar ilerledikçe yalnızca bir dönemi okumuyor, o dönemin ruhunu da hissediyorsunuz. Köy Enstitülerinin üretime, eğitime, sanata ve bilime verdiği değeri okumak beni derinden etkiledi. Yazarın tarihî olayları güçlü bir kurgu içerisinde sunması sayesinde hem bilgi ediniyor hem de karakterlerin yaşadığı sevinci, hüznü ve mücadeleyi yüreğinizde hissediyorsunuz. Özellikle Sabiha ve Fikret'in idealleri ile sevgileri arasında verdikleri mücadele, hikâyeye çok güçlü bir duygu katıyor. Her satırında büyük bir araştırmanın, emeğin ve özverinin izlerini görmek mümkün. Tarihî gerçeklerle kurgunun böylesine doğal bir şekilde iç içe geçirilmiş olması, kitaba ayrı bir değer kazandırmış. Okurken zaman zaman gururlandım, zaman zaman hüzünlendim ve bazı sayfalarda "Keşke..." kelimesinin ne kadar derin anlamlar taşıdığını bir kez daha hissettim. Tarihî kurgu seven, geçmişimizi farklı bir pencereden tanımak isteyen ve okurken hem öğrenip hem de duygulanmayı seven herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Böylesine kıymetli bir eseri biz okurlarla buluşturduğu, büyük bir emek ve titizlikle hazırladığı bu romanı kaleme aldığı için sevgili hocam Sema
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,012 okunma
Hiç kimsenin yorum yapmadığı o kitap ve hayatlar hakkında
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:03
(Öncelikle spoiler içeren kısımlar olduğunu belirtmek isterim) Bu kitap hakkında neredeyse hiç konuşulmadığını fark ettim, tıpkı yıllardır Filistin'deki zulmü hakkıyla konuşmadığımız gibi. O yüzden bu kitap hakkında bir yazı paylaşmayı kendime borç bildim. Açıkçası bu yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve tereddütle başladım, "Acaba güzel midir?" diye çok düşündüm ancak dediğim gibi kitap hakkında yorum yapan kimseyle karşılaşmadım. Objektif olursam kitabın yazım dili başta hikayeyi ve akışı anlamamı engelledi. Ancak sonradan alışıyorsunuz. Hatta kitabın uslubu diğer kitaplardan çok daha lezzetli gelmeye başladı. Kitapta bahsi geçen coğrafyadan da anlaşılacağı üzere savaştan, zulümden, acıdan, kayıplardan, aşktan ve dahi hayatın içindeki her şeyden bahsediyor. Aslında bizimle aynı hayatı yaşıyorlar. Ancak bizim kaldıramayacağımız kadar ağır kederlerle birlikte. Bizim âşık olduğumuz, sevdiğimiz, kavuşmayı beklediğimiz gibi son derece masum hisler duyuyorlar. Ancak düğün sabahlarında şehit haberini alıyorlar. Gelinlikle kontrol noktasında bekliyorlar. Her zaman güçlü olmaları gerektiğini birbirlerine hatırlatmak zorunda kalıp tenhada mahvoluyorlar ancak hepimizden daha çok umut dolular. Kitabın en hoş yanı gerçekten savaş ve bu kadar zulmün altında biz sadece aç, susuz ve korkuyorlar zannediyoruz. Ama onların gerçekleri bizim zanlarımız kadar basit değil. Deli gibi mezar kazan, mezarlar sürekli doluyor diye ağlayan gençler var. Hapsedilen eşinin fotoğrafını belki bulurlar diye yırtmak zorunda kalıp ışık açıkken yapamadığı için ışıkları kapatıp yine de eşine kıyamayan bir kadın var. En acısı ne biliyor musunuz? Bir mezar var, başında 8 tane kadın bekliyor. Herkes şehidi kendi şehidi sanıyor. Çünkü naaşı tanınmayacak halde. Mezarda bekleyen kadınların sayısı her gün tek
Duygu ve Düşünce
Gazze Düğünleriİbrahim Nasrallah · Ketebe Yayınevi · 20265 okunma
Puan vermedi·85 syf.··
2026 44. kitabı
Kitap, şairin aşk, özlem, ayrılık ve hüzün temalı lirik şiirlerini içerir; ancak adını veren uzun şiir ("Bir Gün Anlarsın") kitaptaki en ikonik ve popüler parçadır. Bu şiir, yıllardır seslendirmelerde, sosyal medyada ve edebiyat severler arasında ayrı bir yere sahiptir. Ümit Yaşar Oğuzcan (1926-1984), geleneksel Türk şiiriyle modern duyarlılığı birleştiren, özellikle aşk ve hüznü samimi, akıcı bir dille anlatan bir şairdir. Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığına yakın bir üslubu vardır. Kitap, aşkın acısını, çaresizliğini ve geç kalınmışlığı merkeze alır. Ana temalar Aşkın sancılı hali: Sevmek, beklemek, özlemek ve kavuşamamak. Hayatın boşluğu ve pişmanlık: Her şeyin (şeref, fazilet, güzellik) bir anda anlamsızlaşması. Yalnızlık, çaresizlik ve ölüm: Özellikle son bölümde mezar imgesiyle doruğa çıkan bir kabulleniş ve sonsuzluk vurgusu. Zamanın acımasızlığı: Geçen yıllar, yaşlanma, kaçırılan fırsatlar. Şiir, ikinci tekil şahıs ("sen") üzerinden anlatılır. Bu, hem sevgiliye hitap hem de okuyucuyu doğrudan içine çeken bir etkiler yaratır. Dil sade, imgeler somut ve duygusal olarak yoğun olsa da karmaşık değildir; bu da şiirin geniş kitlelerce sevilmesini sağlar. Kitabın başlık şiiri, bir dizi "Bir gün anlarsın..." tekrarıyla ilerleyen, ritmik ve epik bir monologdur. Yapı olarak tekrarlar (refrain) üzerine kuruludur ve giderek yükselen bir duygusal gerilim yaratır. Ana bölümler ve ilerleyişi Uykusuz geceler ve fiziksel acı: Sevgilinin hayaliyle uykusuz kalan, çaresiz ağlayan bir âşık tasviri. "Sevmek ne imiş bir gün anlarsın" nakaratıyla başlar. Değerlerin çöküşü: Aşk uğruna şeref, fazilet, iyilik gibi kavramların boşalması; başını duvarlara vurma hali. Varoluşsal sorgulama: Ellerin ne işe yaradığı, dünyaya neden gelindiği, aynada güzelliğe bakıp geçen yıllara
Bir Gün AnlarsınÜmit Yaşar Oğuzcan · Alpay Yayınları · 1967206 okunma
Reklam
Reklam