Bir gölgenin yokluğu bana varlığımı hatırlattı. Şu boylu boyunca uzandığım toprak parçası, üstümdeki gökyüzü, yıldız lar, çimenleri sallayan rüzgârda bile tanıdık bir şeyler vardı ve hepsi bana aitti bu gece. Ya da ben onlardan bir parçaydım. Uyumak isterdim aralarında, sonsuza dek. Uğultu bile bu ta- nıdık hislerin arasında olmaya utanırcasına beni terk etmiş, onlarla baş başa bırakmıştı. Kafam tepemdeki gökyüzü gibi hiç olmadığı kadar berrak, sakin ve huzur doluydu.
Ben, sadece namuslu olmakla övünen kişiyi adamdan saymıyorum; toplumu iyiye, güzele götürmek için kendi gibi namuslu insanlarla birlikte bir çaba harcamamışsa, çevresindeki uygunsuz gidişe başkaldırmamışsa, o kişi namussuzdur benim için.