Çıktım. Gece bir şiir yazdım. Şiirimde, hatırlayabildiğim kadarıyla, sürekli yinelenen şöyle bir dize vardı: "Siz, görünmek istediğiniz gibi değilsiniz."
İnsanoğlu, huzur istiyor. Fabrikalar ve bilimse, huzur falan vermez. İnsana çok az şey gereklidir. İhtiyacım olan şey küçücük bir evken niye koca bir kent kurayım? İnsanların yığınlar halinde yaşadıkları yerlerde su sistemlerine, kanalizasyona, elektriğe ihtiyaç vardır . Bunlarsız yaşamayı denediğinizde her şeyin ne kadar da kolay olduğunu göreceksiniz. Hayır, bizde pek çok gereksiz şey var... ve bütün bunlar, aydınlar yüzünden. Bunun için diyorum, aydınlar zararlı bir toplum kesimidir diye.
İlerleme, kendimizi avutmak için uydurduğumuz bir kavramdır! Hayat, akıldışıdır ve anlamdan yoksundur.
Kölelik olmadan ilerleme de olmaz. Çoğunluk, azınlığa baş eğmedi mi, insanlık durduğu yerde durur. Hayatımızı basitleştirmek isterken karmaşıklaştırıyor, işlerimizi kolay laştırmak ve azaltmak isterken zorlaştırıyor, çoğaltıyoruz. Fabrikalar, makineler yalnızca yeni makineler ve fabrikalar yapmak içindir ve bu aptallıktan başka bir şey değildir. İşçi sayısı her gün biraz daha artıyor. Oysa gerekli olan yalnızca köylüdür, yani buğdayı üreten! Çalışarak topraktan alı nacak biricik şey, buğdaydır. İnsan ne kadar az şeyle idare ederse, o kadar mutlu olur; istekler, ihtiyaçlar çoğaldıkça, özgürlük azalır.