Başını öne eğmiş, göğsünü sıraya yaslamış, mürekkep okkasına dayadığı küçük aynaya bakarak elindeki kurşun kalemle burnunun üzerindeki çilleri sayıyordu. Bir önceki gece limon suyu sürmüştü yüzüne; çilleri yok etmek için en etkili yöntemdi sözüm ona. Doksan üç, doksan dört, doksan beş... Hayatın anlamsızlığıyla meşguldü zihni.
Yirmili yaşlarını geride bıraktıktan sonra, bu kolay sevginin, hayvanlarınkinin, bir katresini hâlâ içinde barındırabilen insan sayısı çok azdır. Meğer dünya hiç de sandığımız gibi değilmiş! İşte bu kadar! Öyle olunca, biz de façamızı değiştiririz! Hem de nasıl! Mademki yanılmışız! Kaşla göz arasında hepten dönüşüveririz o gıcık yaratığa! Yirmi yaşını geride bıraktıktan sonra suratımızda kalan tek şey budur! Bir hata! Suratımız bir hatadan ibarettir.