İşte, dizi dizime değercesine yakınımda, sıcak, düşünen bir adam oturuyor; insanları kendilerine olan ilişki derecelerine göre emin bir tavırla sıraya diziyor. Yargılamak, karar vermek gücü olan bir şeyler, ya da bana gerekli olmayanları gölgelendiren bir şeyler var. Bu, sonsuz düşünce kasırgasının hazinesi, anlaşılması imkânsız karışık yaradılışta bir varlık... Ona nasıl davranırsam davranayım, o bizzat benim bir parçamdır, bende, varlığımın bir yerinde yaşayıp duruyor. Onu düşünüyorum, ruhu ruhumla karışıyor. Yarın, büsbütün yok olacak, büsbütün; kafasının ve kalbinin içindekilerle, güzel gözlerinde okuyabildiğimi sandığım her şeyle yok olup gidecek... O kaybolunca, beni hayata bağlayan canlı bağlardan biri de kopmuş olacak... ve ancak anısı kalacak... Bu anı, daima bütünlüğünü koruyarak, daima içimde kalacak... ölümlü vücuda gelince, o kaybolup gidecek.