9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Merhabalar Bugün sizlere, “Sakkara’nın Kumları” ile kalemine hayran kaldığım Glenn Meade’in “Romanov Komplosu” kitabının yorumunu getirdim. Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu, elinize alıp bir günde okuyup bitirebileceğiniz bir roman değil. İçerisinde çok sayıda karakter, farklı cephelerde ilerleyen olaylar ve tarihsel detaylar bulunuyor. Bu yüzden kitabı zamana yayarak, sindire sindire okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca Romanov ailesinin hikâyesine ve Rus Devrimi dönemine dair küçük bir araştırma yapmak, kitabın atmosferine daha kolay girmenizi sağlayacaktır. Kitap günümüzde başlayan bir gizemle açılıyor ve ardından bizi geçmişe doğru uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculuk boyunca yazar, sanki elimize bir yapbozun parçalarını tek tek veriyor. İlk başta birbirinden bağımsız görünen olaylar, karakterler ve sırlar ilerleyen sayfalarda yavaş yavaş anlam kazanmaya başlıyor. Hikâye finalde yeniden günümüze döndüğünde ise tüm parçalar yerli yerine oturuyor ve o büyük resmi nihayet görebiliyorsunuz. Açıkçası bazı gelişmeleri tahmin ettiğimi düşünsem de yazar, finalde ters köşe yapmayı başardı. Hikâye günümüzde, Rusya’nın Yekaterinburg kentinde başlıyor. Ormanın derinliklerinde yürütülen bir arkeolojik kazıda, adli patolog Dr. Laura Pavlov ve ekibi Rus Devrimi’nin Kızıl Terör dönemine ait olduğu düşünülen kalıntılara ulaşıyor. Ancak buluntular arasındaki en dikkat çekici bulgu, sürekli don sayesinde kusursuz şekilde korunmuş bir kadın cesedi oluyor. Kadının elinde sıkıca tuttuğu bir zincir ve ucunda bir madalyon bulunuyor. Madalyonun ön yüzünde Romanov ailesine ait bir mühür yer alırken, arka tarafında birine ithafen yazıldığı düşünülen bir yazı yer alıyor. Ne var ki yılların ve pasın etkisiyle bu yazı artık okunamaz hâle geliyor. Dr. Laura Pavlov, madalyonun sırrını
Roman-Polisiye-Tarih-Edebiyat
Romanov KomplosuGlenn Meade · Sia Kitap · 2025872 okunma
Senin adın Fini küçük kız
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 74. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 20:47
Sana nasıl sarılmak, elinden tutup o gri topraklardan seni nasıl çekip çıkarmak istedim bir bilsen Fini... Dimitris Mamaloukas’ın Özgür Ruh Fini kitabını bitirdiğimden beri içimdeki o kasvetli fabrika dumanı dağılmadı. Yazarı dinlerken, senin anlatımınla o köle gibi çalıştırıldığın fabrikanın koridorlarında yürüdüm, o ağır yaşam koşullarını, o midesi hassas olanları sarsacak kadar sert ve gerçekçi sahneleri resmen bir film gibi kafamda izledim. Fabrikada ve o morgda yaşadıklarına şahit olurken içim çekildi, seninle beraber saklandım, seninle beraber nefesimi tuttum. Tüm kalbimle o fabrikadan kurtulmanı, o gri toprakları aşıp özgürlüğe kaçmanı istedim Fini. Senin yaptığın fedakarlıkları gördükçe özgürlüğün değerini iliklerime kadar hissettim. İnsanlığın zalimliğini yüzüme çarpan bu hikayede bana Jerzy Kosiński’nin Boyalı Kuş’unu, o klostrofobik esaretiyle John Fowles’un Koleksiyoncu’sunu hatırlattın. Ama o son 10 sayfa... Ah Fini, yazarın gerçeği yüzüme kocaman bir taş gibi fırlattığı o an... "Olamaz, böyle olmamalıydı" diye isyan ettim, kabullenmek istemedim ama yazar kalemini böyle uygun görmüş işte. O kaçış hikayesinin arkasından çıkan o bambaşka hikaye beni tamamen ters köşe yaptı. Eğer siz de alışılmışın dışında, gizemli bir kaçış hikayesi okumak ve özgürlük tutkusunun bu çarpıcı, distopik anlatımıyla sarsılmak istiyorsanız Fini ile mutlaka tanışmalısınız. Ama uyarayım; gerçekler yüzünüze bir taş gibi çarpabilir.
Özgür Ruh FiniDimitris Mamaloukas · İletişim Yayınları · 202640 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Evdeki Tuhaf Olaylar-Josh Malerman
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 21:11
Korku kadar insana yaşadığını hissettiren bir şey daha var mıdır? Bir çocuk bir gecede büyümemeli. Olay Yeri Kitap Kulübümüzde Haziran ayının son kitabı olarak Evdeki Tuhaf Olaylar kitabını okudum. Kitap sekiz yaşındaki Bela'nın Öbür Anne isimli kötü bir varlığın,"Kalbine girebilir miyim?" diye sormasıyla başlıyor . Bu durumu anne ve babasına belli etmemeye çalışıyor. Çünkü kötü varlığın onlara zarar vereceğini düşünüyor. Fakat zaman geçtikçe öbür anne sabrını yitirmeye başlıyor ve kötü şeyler yapıyor. Kitap benim için çok hızlı akan bir kitap oldu. Ve çok beğenerek okudum. Korku anlamında beni germedi ama Bela'nın ailesinin ilişki durumu beni etkiledi. Çünkü çocukken bende aynı sorunları yaşamıştım. Bela ve babasının her diyaloglarını çok hoşuma giderek okudum. Ve kitap da çok fazla anlam çıkardığım yerler oldu. Küçük bir çocuğun yaşadıkları ve aslında güvende olması gereken ailesinin yanında o güveni ve masumiyeti zamanla kaybediyor. Son sahnelerde Bela'ya o kadar üzüldüm ki. Küçücük çocuğun o yaşta öğrendiği gerçekler çok yıkıcıydı. Kitapta en problemli karakter bence anne karakteri. Çünkü kızına gereken değeri vermiyor ve yaşayamadığı hayattan ötürü içten içe çocuğunu ve eşini suçlandığını düşünüyorum. Zamanla anne ve baba karakterleri sürekli tartışmaya başlıyor. Bela ise küçük yaşta bunları görerek etkilenmeye başlıyor.Korku bireysel bir şey olduğu için kitabı okurken etkilenen insanlar olabilir. Ama bence herkesin bu kitaba bir şans vermesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kitap sadece 8 yaşındaki bir çocuğun ağzından yazıldığı için neyin gerçek neyin hayal gücü olduğunu sorguluyoruz.Bir süre etkisinden çıkamayacağım bir kitap olacak . Kitaba puanım:9/10
1000Kitap
Evdeki Tuhaf OlaylarJosh Malerman · Olimpos Yayınları · 202689 okunma
Puan vermedi·100 syf.··
2026 29. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 13:51
Kaleydoskop: Pamuk Şeker ve Kırmızı Et, anlatım biçimiyle dikkatimi çeken bir kitap oldu. Çünkü burada karakterleri önce tanımıyor, önce onların hayatlarını ortak bir noktada kesiştiren olaya tanıklık ediyoruz. Ardından her bölümde farklı bir karakterin hayatına, düşüncelerine ve geçmişine doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. Kitabı okurken en çok düşündüğüm şey, bir insanın hikâyesini ne kadar bildiğimiz oldu. Çünkü her karakterin görünen hayatının altında başka bir kırılganlık, başka bir yük ve başka bir gerçek saklı. Yazar, bu karakterleri tek tek tanıtırken aslında bize sadece onların hikâyelerini değil, insan olmanın karmaşık taraflarını da gösteriyor. Kitabın adı da bu açıdan oldukça anlamlı geldi bana. “Pamuk şeker”; geçiciliği, masumiyeti ve hafifliği çağrıştırırken, “kırmızı et” çok daha sert ve gerçek bir dünyayı temsil ediyor. Belki de yazar, hayatın tam olarak bu iki uç arasında yaşandığını anlatmak istiyor: Bir yanda tutunmaya çalıştığımız kırılgan güzellikler, diğer yanda ise kaçamadığımız gerçekler. Tıpkı bir kaleydoskop gibi, her bölümde aynı olayın farklı bir yansımasını görüyor; her karakterle birlikte hikâyenin başka bir parçasını tamamlıyoruz. Ve kitap bittiğinde geriye sadece bir olay değil, birbirine görünmez bağlarla bağlı birçok hayat kalıyor.
KaleydoskopAhmet Faruk Kirazlı · Orionebula Yayınevi · 202510 okunma
O, iyi ki var!..
Puan vermedi·120 syf.·
2026 50. kitabı
Yine yazarın başka bir kitabı ile geldim. Her zamanki gibi çok güzeldi ve bu kez konumuz 'Bikes'. Yani kimsesiz. Mahalleden bir genç kızın sırlarla dolu bir hikayesi. 'Her ismin bir hikayesi vardır.' diyen genç bir öğretmenin hikayesi... Kimsesizlik, nereden geldiğni bilmemek zordur. Hele ki yıllar sonra öğrenilen gerçekler... Yazarın insanlara empati yaptıran bir yönü var ve bu yüzden çok seviyorum. Bu serisi de yine bana derin duygular hissettirdi... Bir nevi hem şükür sebebi oldu hem de 'Kimse yoksa O var.' hissi çok rahat bir his verdi. Teşekkür ederim. Fatih Duman Seni tanımak, kitaplarını okumak her zaman ki gibi yine çok güzeldi.
1000Kitap
BikesFatih Duman · Nesil Yayınları · 2026153 okunma
8/10
·896 syf.··
2026 18. kitabı
4. kitabın incelemesi uzun özetin ardından değerlendirme şeklinde olacak. Bu sefer de böyle olsun istedim zira ilk tek cümlelik bir girizgah yapamayacak kadar yorgunum. Bitirmek 1 aya yakın zamanımı aldı ve özet için not almak, cümleleri kafamda toparlamak, yazım yanlışı ve anlatım bozukluğu yapmadan bir yazı hazırlamak da haliyle zaman alıcı ve yorucu oldu. Açılış sahnesi gelecekten bazı şeyleri görme yeteneği olan yeni kabul edilmiş olan, tam adının Elmindreda olduğunu öğrendiğimiz aes sedai Min'in TarValon'a gelip Amyrlin ile görüşmek istemesiyle başlar. Sheriam Amyrlin'in meşgul olduğunu söyleyip izin vermese de Sahra adlı genç aes sedai ona yardımcı olur. Min Amyrlin'e yani Siuan Sanche'ye gördüklerini anlatır. Kötü şeyler görmüştür. TarValon da bir savaş olacağını, ölü aes sedai ve muhafızlar gördüğünü söyler. Bununla eş zamanlı olarak Beyazpelerinlilerin lordu Byar'ın Andor'da Karanlıkdostu avı devam etmektedir. Yeni karakter gibi görünen esasında Padan Fain'İn ta kendisi olan Ordeith ekibi sürekli kışkırtıp nefret yaymaktadır. Tenekeciler, yani Tuathanlar yani şiddet karşıtı gruptan 3 kişi kayıptır ve Ordeith tamamının öldürülmesi yönünde manipülasyon yapmaktadır. Bornhald'ın Perrin'e olan nefreti devam etmektedir ve babasının ölümünden onu sorumlu tutup intikam planları yapmaktadır. Yine eş zamanlı olarak Aryth okyanusu kıyısında 2.kitaptan tanıdığımız Seanchan grubu ile karşılaşırız. Yüksek leydi Suroth Sul'damlara Rand'ın nerede olduğunu, gücü nasıl yönlendirdiği sorar ama yakalarsa onu imparatoriçeye götürüp götürmeyeceğini kendisi de bilmemektedir. İşler biraz game of thrones'a dönmektedir. Bu kısa sahneden sonra kendilerinden bir daha haber alamayız. Bakalım kaçıncı kitapta karşımıza çıkacaklar. Ekip bıraktığımız yerde Taş'tadır. Perrin'le Faile odada
Gölge YükseliyorRobert Jordan · İthaki Yayınları · 20211,048 okunma